Zeytin ve Zeytinyağı Mitleri IV - Antik Yunan Dönem Mitleri IV - Homeros Yazınları II - İlyada
- Uğur Saraçoğlu

- 28 Mar
- 8 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 21 Nis

Betimleme, İlyada'daki kahraman Patroklos'un ölümü ve cenaze ritüeli ile ilişkilidir. Atların ağızlarından beyaz köpükler çıkaracak yoğunluktaki kontrol edilemez hırçınlığı savaş esnasında olup biteni hissediyor olmaları ve sahibinin başına gelecekleri biliyor olmaları ile ilgilidir.
Seyisin resmin tam merkezindeki üzerinden düşüp onu neredeyse çırılçıplak bırakacak koyu kırmızı pelerini, tablonun merkezindeki yoğun koyu renkler ve arka plandaki fırtınalı gökyüzü yaklaşan savaşın, felaketin ve ölümlerin getireceği şiddet ile kaosun göstergeleridir.
Automedon'un ölümsüz olduğuna inanılan atların altında neredeyse ezilecekmiş gibi korunmasız ama kaslı betimlenmesi, insanın doğaüstü güçler karşısındaki çabasına bir göndermedir.
Homeros'un dünyasında renk kavramları günümüzden farklıdır, örneğin denize "şarap rengi" (wine-dark) denmesi gibi. Atların renkleri de ışığın yansımasına ve parıltısına göre tanımlanırdı. İlyada destanında atlar doğrudan isimlerinin anlamıyla örtüşen renklerle betimlenmiştir;
Xanthos (Kestane/Doru): İsmi Yunanca'da "sarı", "parlak" veya "altın rengi" anlamına gelen xanthos (ξανθός) kelimesinden gelir. Bu kelime atlar için kullanıldığında genellikle doru (kahverengi gövde, siyah yele) veya kızıl-kestane bir rengi ifade eder. Ressamın onu koyu kahverengi/doru resmetmesi bu etimolojiye uygundur.
Balios (Kır/Alaca): İsmi "benekli" veya "alaca" anlamına gelen balios (βαλιός) kelimesinden türemiştir. Destanda Balios genellikle kır (beyaz ve gri karışımı/benekli) veya alaca bir at olarak betimlenir. Ressamın onu daha açık tonlarda veya lekeli bir kestane renginde betimlemesi, bu "alacalı" yapıya kendi yorumunu katması olarak yorumlanıyor.
Ressamın bu renkleri kullanması, hem mitolojik kökene sadık kalma çabası hem de tablodaki dramatik ışık-gölge oyununu (chiaroscuro) güçlendirme isteğinden kaynaklanıyor.
Regnault, seyisi çıplak ve atletik çizerek Homeros'un dünyasındaki erkek kahramanlara ve Antik Yunan çizerlerinin neredeyse çırılçıplak erkek betimlemelerine gönderme yapmak istemiş, çıplak Automedon genç ressamın anatomi bilgisini sergilemesi için de kusursuz bir seçim. O dönem Fransız Akademisi'nde okuyan genç ressamlar için çıplak bir erkek figürünü zorlu bir pozda (atları zapt ederken) çizmek, teknik becerilerini kanıtlamanın yoluydu.
İlyada’da zeytinyağı, beden kozmetiği, savaş ya da yolculuk sonrası beden temizliğinin bir bileşeni, cenaze hazırlığı ya da sunusu, erotik/tanrısal bir parfüm ile keten kumaş üretim malzemesi ve atların bakımında kullanılan bir kozmetik olarak karşımıza çıkar.
Bazı mısralarsa zeytin ağacı öldürücü alete dönüştürülen sert bir malzeme kaynağı olarak çıkar karşımıza.
Kahramanın Yelelerinden Yağ Akan Atları
Destanda soyu tanrılara dayanan erkek savaşçılara ait ölümsüz atlarının bakımında zeytinyağı kullanıldığı anlaşılır;
...ben bekleyeceğim burada tek toynaklı atlarımla;
zira tarumar oldular soylu kuvveti karşısında o sürücünün, şefkatli bir tanesinin,
o ki hayli sık sık berrak zeytinyağı dökerdi onların yelelerine, yıkadıktan sonra dupduru suyla.
İkisi birden dikilip mateme boğuldular, yere değiverdi onların yeleleri, kahırlansa da yürekleri dikilip durdular öylece.
Homeros, İlyada, Şan XXIII, Patroklos'un Cenaze Töreni.
Bu mısralardaki atlar Poseidon'nun soyu tanrılara dayanan kahraman Akhilleus'a verdiği iki ölümsüz attır; Ksanthos (Kestane/Doru) ve Balios (Kır/Alaca). Akhilleus'un savaş arabasını çekerler, bakımları ile ilgilenen ve savaş arabasını süren kişi Otomedon'dur.
Dizeler dönem askerleri ile atları arasındaki duygusal bağı ve atlara ne kadar çok değer verildiğini göstermesi açısından etkileyicidir.
Dizelerde var olan "tek toynaklı atlar" sıfatı, hem zoolojik bir gözlem hem de derin bir mitsel/askeri sembolizmdir. Geviş getiren çift toynaklılar (domuz, koyun) genellikle "yavaş" veya "av" olan hayvanlardır. Ege ve Yunan yarımadasının kadim hayvanı eşekti. İstilacı göçmenlerin getirdiği at mesafelerin kısalmasına ve yeni savaş tekniklerinin doğuşuna neden oldu. Atlı savaş arabaları, yaralanmaların şiddetini ve hızını artırır, Homeros'un destanlarında gördüğümüz o spesifik "travma sahnelerinin" (arabadan düşen savaşçının sürüklenmesi, boyun kırılmaları) temel sebebidir.
Tek bir parmak (3. parmak) üzerinde yükselen atların anatomik yapısı, hızı ve çevikliği temsil eder. "Yekpare" olan bu anatomik yapı, parçalı toynaklara göre sert darbeleri daha iyi emen, bütünleşik bir güç merkezidir. Savaş alanında ritmik ve gürleyen bir ses çıkarır.
Atlara atfedilen "hız ve çeviklik" unsurunun köken mitine bakalım; atların ebeveynlerinin doğa güçleri olduğuna inanılırdı, mit insan zihninde oluşturulan ilahi bir çiftleşme hikayesiydi. Babaları Zephyros isimli "Batı Rüzgarı" , anneleri ise Harpyia Podarge isimli "Kadın Başlı Dişi Kuş"du; deniz kenarında çiftleşen erkek bir rüzgar ile kanatlı bir tanrıça. Bundan dolayı dönem insanı imgeleminde onlar sadece "hayvan" değil, duygu sahibi ve anatomik olarak "tam" ve "kusursuz" varlıklardı, hatta Ksanthos konuşma yetisine de sahipti.
Dizelerdeki "ak suda yıkama ve yağlama" uygulaması atın vücut ısısı dengesini ve deri sağlığını koruyan kadim bir koruyucu veterinerlik pratiğidir.
Savaştan zaferle dönmüş parlayan bir atın üzerindeki soylu komutanın askerler ve halk üzerindeki görsel etkisi heyecan vericidir. Atların yağlanması düne kadar devam etti, mesela Osmanlı padişahlarının atları için kullanılan zeytinyağının Midilli'den geldiği biliniyor.
"Yelelere Yağ Akıtma" betimlemesi sadece parlayan derinin ortaya çıkardığı görsel bir ışıltı ve sürücüyü onurlandırma geleneği değildi, aynı zamanda atın derisini hastalıklardan koruma yöntemiydi. Zeytinyağının oluşturduğu tabaka bit, kene ve pire gibi parazitlerin deriye tutunmasını ve nefes almalarını zorlaştırır ve en azından bir kısmının ölmesine neden olurdu. Yele diplerini mantar enfeksiyonuna ve kurumaya karşı korurdu. Yağlamak, deri bariyerini koruyarak kaşıntının ve "yele koparma" sorununu az da olsa azaltırdı. Bugün at bakımında kullanılan kozmetik ürün üretiminde hala zeytinyağı kullanılmaktadır.
Yunan Tanrıçaların Itırlı Yağı
Antik Yunan tanrılar hiyerarşisinin baş tanrıçası Hera’nın yatağa girmeden önce baş tanrı Zeus’u baştan çıkarmak için nasıl hazırlandığına bakalım;
Kapıları, başka hiç bir tanrının açamadığı gizli sürme ile kapanan bir odaya girdikten sonra ışıklı kanatlarını örttü,
Tanrısal bir merhemle, arzu uyandıran güzel vücudundan her türlü biçimsizlikleri sildi,
Sonra yumuşak, ıtırlı, tanrısal ve kokusu kendisi için hazırlanmış bir yağ ile ovundu,
Zeus'un sarayında şişesini salladığı zaman gök ve yer ıtırıyla dolardı.
Homeros, İlyada, Şan XIV, Hera'nın Zeus'u Uyutma Hazırlığı.
Satırlar antik Yunan'daki parfüm ustalığının (zeytinyağı bazlı koku üretimi) ilk ebedi kanıtı olarak kabul ediliyor.
"Başka hiç bir tanrının açamadığı gizli sürme" ifadesi Olympos Tanrılar hiyerarşisinin şiirsel betimlemelerinden biridir.
"Tanrısal merhem" ifadesi antik yunan dilindeki "ambrosia" dır.
"Yumuşak ve zengin kokulu yağ ile ovunma" betimlemesinin içeriğinde taşıyıcı olarak zeytinyağının kullanıldığı aromatik bitkiler içeren bir tür kozmetik kullanımı anlatılıyor; orijinal yazında yağlanma ifadesi için "khisato" kelimesi kullanılmış.
Parfüm kullanımının ve üretimini daha kadim kökeni ise Mezopotamya, Kıbrıs ve Antik Mısır Medeniyetleridir.
Homeroscu İlahiler
Homeros'tan hemen sonra (MÖ 7.-4. Yüzyıllar) gene anonim tarzda ortaya çıktığına inanılan Homeroscu İlahiler'den "Afrodit'e İlahiler" de yer alan aşağıdaki satırlar, Kıbrıs adasının MÖ 2000 yıllarında ünlü bir parfüm üretim merkezi olduğunun göstergesidir, bu gerçek adada yapılan arkeolojik kazılarda bulunan dev zeytinyağı amforaları, parfüm işlikleri ve küçük parfüm şişeleri ile desteklenmiştir.
Görünce Ankhises'i, gülümsemeyi seven Afrodit aşık oluverdi ona.
Kıbrıs'a uçtu, Paphos'taki tütsü kokulu tapınağına.
Girdi içeri Afrodit, kapattı parlayan kapıları.
Haritler yıkadılar onu ve kokulu yağlar sürdüler güzel bedenine.
Ölümsüzdü, zevk saçıyordu ve parfüm kokuyordu her yanı.
Kahramanın Cenaze Töreni
O çağlarda, yağ ve parfümlerin kullanıldığı diğer alan ise cenaze törenleridir, kökeni Miken Medeniyetine dayanır, Miken mezarlarında zeytinyağı içeren kaplar mezara ölü hediyesi olarak bırakılırdı.
Kaynayınca tunç kazanın içindeki su,
Yıkadılar ölüyü, parlak bir yağ sürdüler gövdesine
Dokuz yıllık kokulu bir merhemle doldurdular yaralarını,
Sonra yatırdılar ölüyü yatağa.
Homeros, İlyada, Şan XVIII, Akhilleus Patroklos'un Cenaze Töreninde Ağlıyor.
Aynı cenaze töreninin matem, kin ve vahşet dolu bir başka betimlemesinde esir düşmüş on iki soylu erkek ile beraber at ve köpeklerin vahşice kurban edildiği ve cesedin bedenine kurban edilen hayvanların bile yağlarının sürüldüğü anlaşılır. Sahne destandaki en karanlık ve trajik olaylardan biridir. Ceset mezara zeytinyağı testileri ile birlikte gömülür;
Cenaze yakınları her kenarı yüz ayak uzunluğunda bir cenaze ateşi yaratmak üzere odunları yığdılar.
Yürekleri yanarak ölüyü yerleştirdiler. İri iri ve bir çok koyunlar, birçok ta paytak yürüyüşlü öküzler kestiler, yüzdüler, dizi dizi ateşe verdiler.
Ulu gönüllü Akhilleus bunların yağlarından alıp cenazenin vücuduna, baştan ayağa, sürdü. Cenazenin yanına bal ve zeytinyağı dolu testiler dayadı.
Sonra, uzun uzun hıçkırarak, ateşe güzel dört at attı.
Patroklos Hanın, kendine alışık, dokuz köpeği vardı, bunlardan da ikisinin boğazını keserek ateşe verdi.
Yüreği canlara kıymaktan başka bir şey istemiyordu ulu gönüllü Troyalı gençlerden on ikisini de boğazlayarak ateşe attı.
Homeros, İlyada, Şan XXIII, Patroklos'un Cenaze Töreni.
Cesedin Yağlanması
...fakat köpekler yanaşmadı Hektor'un naaşına, geri tutuyordu ziya Zeus'un kerimesi Afrodite gece gündüz, meshetti (ovdu) onu gül kokulu tanrısal bir zeytinyağıyla (ambrosia), sürüklenirken parçalanmasın bedeni diye...
Homeros, İlyada, Şan XXIII, Patroklos'un Cenaze Töreni.
Akhilleus yoldaşı -şairin ifadelerine bakılırsa nerdeyse sevgilisi diyesimiz gelir- kahraman Patraklos'u öldüren soylu Hektor'dan ölesiye nefret etmektedir. Hektor'un cesedini önce arabasının arkasına bağlayıp sürükler, o kadar öfkelidir ki sonrasında köpeklere yedirmek ister ama tanrılar buna izin vermez.
Cesedin bedenine sürülen yağ cildin hava ile temasını azaltarak çürümeyi geciktiren bir nevi "koruyucu" işlev görerek tören ritüelinin hazırlıkları için zaman da kazandırıyor olsa gerek.
Destanda Truva yenilgiyi kabul ettikten sonra Hektor için de bir cenaze ritüeli gerçekleştirilecektir.
Zeytin Ağacından Yapılma Balta
Bunun üzerine Atreoğlu gümüş kakmalı kılıcını çekerek Pisandros'un üstüne sıçradı. Pisandros da, o ara, kalkanının altında uzun sapı cilâlı zeytin ağacından güzel bir tunç balta tutuyordu.
Homeros, İlyada, Şan XIII, Menelaos'un Kahramanları
Ozanın kahramanın silahını betimlerken malzemenin niteliğine ve özelliklerine vurgu yapması dikkat çekicidir. Zeytin ağacı Akdeniz dünyasında bilinen en sert ağaçtı, budaklı ve lifli yapısı onu darbelere karşı esneklik sağlıyordu, kolayca kırılmıyordu. Dönem insanı için sadece bir tarım ürünü değil aynı zamanda sağlamlığın ve kalıcılığın sembolüydü. Zeytin odunu yüksek bir yoğunluğa (ortalama 900 kg/m³) sahiptir. Bu özellikleri onu tunç gibi ağır bir başlık taşıma kapasitesi açısından dönemin en tercih edilen malzemesi yapmıştı.
Genç ve Alımlı Euphorbos'un Ölümü
...nazik boynunu deldi geçti, çıktı karşıdan kargının ucu
bir gümbürtü koptu devrilirken, tıngırdadı üstündeki teçhizatı.
Kana boyandı saçları Kharisler'inkiler misali
eşekarılarındaki altından gümüşten halkalar gibiydi lüleleri.
Hani bir yiğit büyütür ya zeytin ağacının çiçeği bol filizini, ıssız bir yerde; gani gani suyu emer durur ya öylece, serpilip boy atar güzelliği,
Rüzgârlar hangi yönden eserse essin, beyaz çiçeklerle süslenmiş yaprakları titreşir, fakat birden, çok güçlü bir poyraz kopar, ağacı kökünden söker, toprak üzerine serer.
Bunun gibi, dişbudak mızraklı Panthoos oğlu Euphorbos Atreoğlu Menelas'ın vuruşu ile yere serilmişti.
Homeros, İlyada, Şan XVII, Menelaos Patraklos'un Cesedi için Savaşıyor.
Dizeler gençliği ve güzelliği ile ünlü genç savaşçı aristokrat Euphorbos'un savaş alanındaki ölüm sahnesini anlatıyor.
Çiçeği burnunda gepegenç soylu askerimiz boynundan aldığı mızrak darbesi ile yaşamını yitirmiş, lüle lüle saçları kana bulanmış şekilde boylu boyunca devrilmiştir. Altın tellerle örülmüş saçları Güzellik, Zarafet ve Şan Tanrıçaları Kharisler'in saçları kadar mükemmeldir..
Antik Yunan'da saçları ince altın veya gümüş tellerle boğum boğum olacak şekilde sıkıca bağlama stiline "eşekarısı tarzı" denilirmiş. Altın ya da gümüş ince spiral tellerle örülü saçlar Arkaik Yunan dönemi estetik inancının yansımasıdır. MÖ 7. ve 6. yüzyıl erkek heykellerinde (Kauros) kendini gösterir.
Edebi açıdan dokunaklı ifadeler ölüm anını "Zeytin Fidanı Benzetmesi" ile anlatır. Ozanın betimlemelerindeki detaylar zeytin ağacının biyolojisine ve zeytin tarımına dair sağlam gözlemler içerir.

Zeytin fidanı belli bir yaşa gelinceye kadar özenli bir bakım ve düzenli sulama gerektirir. Çiçeklenme dönemi kısa ve etkileyicidir. "Ak çiçekler" vurgusu ve benzetmesi zeytinin verimli ve en güzel yaşlarına göndermedir. Ağaç erişkin döneminde çok güçlü bir kök yapısına kavuşur ama genç bir fidan henüz bu kök yapısını tamamlayamamıştır, şiddetli bir kasırga karşısında savunmasızdır.
Zeytin fidanına benzetilen genç kahramanımız, Menelaos gibi erişkin yaştaki tecrübeli bir savaşçı kahramana yani "fırtınaya" direnecek güçte değildir. Buradaki Poyraz (Boreas) savaşın geçtiği Troya bölgesinin rüzgarları ile ünlü boğaz geçişidir. Poyraz ve neden olduğu kasırga gövde ve kökü etkileyebilecek derecede güçlü bir rüzgara dönüşebilir.
Yağlı Tunikler ve Işıltı
...kızlar giyinmişti üzerlerine narin ince ketenleri
delikanlılar ise kıyafetler
güzelce dokunmuşlardan, güzelce parıldıyorlardı zeytinyağıyla.
Homeros, İlyada, Şan XVIII, Hephaistos Ahilleus'un Silâhlarını Hazırlıyor.
Olympos'un topal kuyumcusu Hephaistos’un soylu kahramanımız Akhilleus için yaptığı efsanevi savaş kalkanının üzerindeki çizimlerin anlatıldığı anlatıldığı mısralarda geçer bu sözler. Kalkanın üzerinde resmedilen "meydanda dans eden genç kızlar ve delikanlılar" tasvirindeki bir ayrıntıdır kumaş betimlemesi.
Antik Yunan dünyasında keten ipliğinden yapılmış tekstil ürünleri deri ve yünden yapılanlardan daha kıymetliydi, ancak soylu ve varsıl kesimlerin ulaşabildiği bir kumaştı.
Buradaki "yağ sürülmüş parlayan erkek giysisi" betimlemesi antik dokuma zanaatında keten kumaşın zeytinyağı ile işlem görerek daha parlak, pürüzsüz ve dayanıklı hale getirilmesine göndermedir. Ozan zeytinyağının "endüstriyel parlatıcı" rolünü vurgulamış.
Bu antik üretim tekniği günümüzde de devam etmekte ama artık daha ucuz endüstriyel/teknik iplik yağlayıcı mineral yağlar kullanılmaktadır. Günümüzde sadece butik niş tekstil ürünlerinde bitkisel kaynaklı yağ kullanılmaktadır, o da daha çok hindistancevizi yağı türevleridir.
Yıkanma Sonrası Yağlanma
Denizin dalgası aldı götürdü nice terlerini onların tenlerinden ve tazelendi aziz kalpleri,
Sonrasında girip yıkandılar iyice cilalanmış hamam teknesinde.
Her ikisi de yıkanıp sürününce bol bol zeytinyağlarını,
Oturdular yemeğe, karıştırma kasesinden Athene için çekip dolu dolu döktüler bal tadında şarabı.
Homeros, İlyada, Şan X, Kahramanların Ahaylıların Kampına Dönüşü.
Destanların gerçekleştiği dönem kalıp ya da sıvı sabunun henüz icat edilmediği kadim zamanlardı, sabunumsu eriyiklerin bile henüz yaygın kullanımı söz konusu değildi. Temizlik, tamamen mekanik ve kimyasal bir sürece dayanıyordu.
Özellikle dönem Helen dünyasında- temizlenmenin son adımı vücuda zeytinyağı sürmekti. Homeros yazınlarında, birden fazla bölümde, yıkanma sonrası cildi yağ ile ovmanın sadece kozmetik amaçla yapılmadığı anlaşılır. Yağlanma aristokrat kimliğin bir göstergesidir, sosyal ortama girmeden önce beden temizlenir, cilt yağlanır, bu kültür soylu ve şehirli Helen insanının olmazsa olmazıdır.
Kaynakça:
Antik Yunan Dünyasında Parfüm ve Parfüm Kapları, Doç. Dr. Cenker Atila, Antik Çağdan Günümüze Parfüm, Editörler: Doç. Dr. Cenker Atila, Uzm. Arkeolog G. Elif Erginer, Myrina Yayınları, 2021.
Antik Çağ’da Zeytinyağı ve Günümüzde Zeytinyağı Müzeleri, Yrd. Doç. Dr. Barış Gür, Journal of History Studies, Volume 9 Issue 2, A Tribute to Prof. Dr. Ali Birinci, Haziran, 2017.
Homeros, İlyada. Çev. Azra Erhat ve A. Kadir. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014.
Homeros, Odysseia. Çev. Azra Erhat ve A. Kadir. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1213820.
Homeros, İlyada. Eski Yunanca Aslından Çeviren, Erman Gören. Everest Yayınları, 2024.

Yorumlar