top of page

Zeytin ve Zeytinyağı Mitleri IV - Antik Yunan Dönem Mitleri IV - Homeros Yazınları I - Giriş

  • Yazarın fotoğrafı: Uğur Saraçoğlu
    Uğur Saraçoğlu
  • 28 Mar
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 17 Nis


Herkese aitim ve kimseye ait değilim. Sen gelmeden önce buradaydım ve sen gittikten sonra da burada olacağım…



İyonyalı ozan "Helen Peygamberi" Homeros'un MÖ 700 yıllarında yazıya geçirildiği düşünülen İlyada ve Odysseia isimli şiirsel yazınlarında birden fazla bölümde zeytin ağacı ve zeytinyağı bahsi geçer. Hikayeler yaklaşık 3000 yıl öncesi Orta-Geç Tunç çağı dönemi Ege Denizi coğrafyasında geçer; o çağda yavaş büyüyen ve verime geçmesi için barış ortamı isteyen bir ağaç olan zeytin çok kıymetli bir metadır. Bu yüzden zeytinyağına sahip olmak; yerleşik hayata, mülkiyete ve istikrarlı bir ekonomiye sahip olmak demektir.


Dizelerde zeytin ağacının ve zeytinyağının hangi niyetle kimler tarafından nasıl kullanıldığına dair eşsiz bilgiler vardır. Betimlemelerde yağ ve ağaç kutsallığın, maddi zenginliğin ve soylu olmanın göstergesidir. Antik Helen dünyası zanaatkarlarının ağacı ve yağı nasıl kullandığına dair teknik detaylara rastlanır.


Homeros yazınında zeytinyağının "sıvı altın" ve "parlak/berrak" kelimeleri ile betimlendiği görülür, bazı yorumcular bu betimlemelerin yakıt olarak ışık verme potansiyeline bir atıf olduğunu ileri sürer fakat mısralarda zeytinyağının kandil yakıtı olarak kullanıldığına ilişkin bir ibare bulunmaz.


Homeros Destanlarında Zeytinyağı


Orijinal antik Yunan metinlerinde tek bir zeytinyağı kelimesi yoktur. Yağın kullanım amacı ve kullanıldığı yer ya da durumu tasvir eden benzer ama farklı kelimeler mevcuttur.


Metinlerde zeytinyağı "elaion; yağ", "hygron elaion; sıvı parlak yağ" "lip'elaio; zengin, saf parlak (tortusuz) ve yoğun yağ" kelimeleri ile ifade edilir.
Yağlanma eylemi "aleipho; yağ sürmek" ve "khiro; merhem sürmek/ovunmak" şeklinde yazıya geçirilmiştir.
"Ambrosia; tanrıların doğaüstü ıtırlı ölümsüzlük iksiri" dir.


Homeros Dönemi (Orta-Geç Tunç Çağı) Yağ Üretimi ve Kullanımı


Kültür tarihçisi Victor Hehn, Homeros’un kitaplarına zeytinyağı ile ilgili bölümlerin daha sonraki yüzyıllarda eklenmiş olabileceğini, Homeros'un yaşadığı iddia edilen MÖ 7. yüzyılda, Yunanistan anakarasında zeytinyağı üretiminin sınırlı olduğunu iddia ediyor. Yazında geçen olayların gerçekleştiği Orta ve Geç Tunç Çağı'nda zeytinyağı, Helen halkları için, ancak soylu ve varsıl toplum sınıfının ulaşabildiği değerli bir metadır. Mısraların ayrıntılı çözümlemeleri de bu iddiayı destekler, bundan dolayı Hehn'nin iddiası çok da haksız değildir.


Mısralarda o dönemdeki üretim tekniklerine dair ayrıntılara rastlanmaz. Metinlerde yağın kalitesini belirten sıfatlar yağın "parlak" ya da "akışkan" olması, o dönemde de dinlendirme yöntemlerinin bilindiğini gösterir.


Zeytinyağının günlük pratikte ne amaçla kullanıldığına dair ayrıntılı bilgiler mevcuttur; beden temizliği, cilt kozmetiği, parfüm üretimi cenaze ritüeli, tekstil üretimi ve at bakımı. Mısralar zeytinyağının doğrudan bir yemek malzemesi ya da aydınlatma yakıtı olarak kullanıldığına dair bilgi içermez.


Destanda zeytin ağaçlarının heybeti dikkat çekicidir. Zanaatkârların ağacı nasıl kullandığı ve ağacın dönem insanı bilincinde hangi kavramların sembolü olduğuna dair ayrıntılar vardır.



Ozanların Gözünden Helen Dünyası


At üzerindeki soylu savaşçı erkek kahramanlar ile insan biçimli pagan tanrılarının maceralarını dillendiren yazınların tek bir kişi tarafından oluşturulmadığına inanılıyor; Ege Denizi kıyılarında var olan müzik eşliğinde sözlü hikaye anlatma geleneğinin birden fazla kişi tarafından MÖ 6. yüzyılın ortalarında yazıya geçirildiği üzerinde görüş birliği mevcut.


Eserler incelendiğinde "Homeroscu" ozanların şairlikleri yanı sıra sıkı bir toplumsal gözlemci oldukları, dönemin estetik değerlerini ve inançlarını yansıtan birer kültür taşıyıcısı rolü oynadıkları anlaşılır. Dizelerde kullanılan görsel metaforlar eşsizdir. Zeytinyağının coğrafyanın hangi şehir devleti olursa olsun dönem toplumunda "şehirli insanın uygarlık göstergesi" olduğu anlaşılır.


Homeros döneminde Yunan Yarımadasında üretilen zeytinyağı olasılıkla nüfusu artan şehir devletlerinin ihtiyacını karşılamaktan uzaktı, Anadolu'dan Doğu Akdeniz ada ve kıyı şehirlerinden ithal edilen pahalı lüks bir ticari maldı. Yunan halkları için uzun yıllar boyunca dışarıdan özellikle Levant bölgesinden Fenikeli denizciler tarafından getirilen değerli bir meta özelliğini korumaya devam etti.


Yunan yarımadasında zeytin tarımı ve zeytinyağı üretimi ancak MÖ 500 yıllarına ulaşıldığında yaygınlaşmaya ve artmaya başlamıştı, Homeros yazınından yaklaşık 200 sene sonrasına denk gelen bu dönem Klasik Antik Yunan medeniyetinin de zirve yaptığı tarih dönemidir. Şiirlerde bahsedilen "altın yağ şişesi", sadece değerli bir kozmetik değil, dönem şehir devletlerinde ortaya çıkan tarımsal ve ticari gücün simgesidir.



Homeros Destanlarında Zeytin Ağacı


Homeros'un evreninde zeytin ağacı sadece bir bitki değil; dayanıklılığın, medeniyetin ve teknolojik ustalığın simgesidir; yazında "insan eliyle büyütülen zarafet" ile "doğanın sarsılmaz gücü" arasındaki denge ve etkileşimin şiirsel betimleri vardır.


Ağaç eserlerde iki formda karşımıza çıkar; Elaia (kültür zeytini) ve Kotinos (yaban zeytini).


Elaia zerafeti ve bakımı -bir bakıma şehirli varsıl sınıfı- temsil eder. Yağından elde edilen para ve zenginliğin, Atina merkezli Yunan medeniyeti soylu aristokratlarının simgesidir.


Kotinos daha dayanıklı gövde ve köke sahip boğumlu bir yapıdadır. Sığınak ve marangozluk malzemesidir, savaş betimlemelerinde silah üretimi için kullanıldığı anlaşılır. Savaş olgusundaki ham, vahşi ve yıkılmaz direncin sembolüdür. Ekili ve ehlileştirilmiş zeytin ağacından farklı olarak doğanın sertliğini, direncini ve bükülmezliğini temsil eder.


"Zeytin Fidanı" gençliğin ve kırılganlığın sembolüdür.



Modern Zaman Söylencesi; Homeros'a Fısıldayan Zeytin Ağacı


Ege kıyılarını gezerken yorulan Homeros bir zeytin ağacı gölgesine oturur. Zeytin ağacı dile gelir ve Homeros’un kulağına şöyle fısıldar;


“Herkese aitim ve kimseye ait değilim.

Sen gelmeden önce buradaydım ve sen gittikten sonra da burada olacağım…”.


Söz Homeros'a ait değildir, İlyada ve Odysseia destanlarında geçmez, "Homeroscu" olarak nitelenen antik Yunan metinlerinde de yer almaz. Ozan zeytinyağı için ünlü "Sıvı Altın" tabirini kullanmıştır ama yukarıdaki ifade bir "kent efsanesi" veya "anonim bir edebi kurgu"dur. Zeytin ağacının ölümsüzlüğünü ve kadim varlığını vurgulamak için modern dönemde ortaya çıkmış, Homeros'un batı edebiyatındaki ağırlığıyla yaygınlaşmıştır.


Ama çok benzer bir ifade, belki de bu efsanenin nedeni, Homeros'tan yüzyıllar sonra Arap Yarımadasından yükselen İslam dininin kutsal kitabı Kuran- Kerim'de karşımıza çıkar;


Allah göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur;

Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde.

Fanus sanki inci gibi parlayan bir yıldız.

Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur....


Kuran-ı Kerim, Nur Suresi 35. Ayet.



Kaynakça:


  1. Antik Yunan Dünyasında Parfüm ve Parfüm Kapları, Doç. Dr. Cenker Atila, Antik Çağdan Günümüze Parfüm, Editörler: Doç. Dr. Cenker Atila, Uzm. Arkeolog G. Elif Erginer, Myrina Yayınları, 2021.


  2. Antik Çağ’da Zeytinyağı ve Günümüzde Zeytinyağı Müzeleri, Yrd. Doç. Dr. Barış Gür, Journal of History Studies, Volume 9 Issue 2, A Tribute to Prof. Dr. Ali Birinci, Haziran, 2017.


  3. Homeros, İlyada. Çev. Azra Erhat ve A. Kadir. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014.


  4. Homeros, Odysseia. Çev. Azra Erhat ve A. Kadir. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014.


  5. Homeros, İlyada. Eski Yunanca Aslından Çeviren, Erman Gören. Everest Yayınları, 2024

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page