top of page

Zeytin ve Zeytinyağı Mitleri IV - Antik Yunan Dönem Mitleri III - Leto

  • Yazarın fotoğrafı: Uğur Saraçoğlu
    Uğur Saraçoğlu
  • 27 Mar
  • 6 dakikada okunur
Apollon ve Artemisin Doğuşu; Marcantonio Franceschini, tuval üzerine yağlıboya, 175 cm x 210 cm, Liechtenstein Museum, Viyana, Avusturya.
Apollon ve Artemisin Doğuşu; Marcantonio Franceschini, tuval üzerine yağlıboya, 175 cm x 210 cm, Liechtenstein Museum, Viyana, Avusturya.

İyonyalıların Anaç Tanrıçası Leto


Anadolu’nun Ege denizi kıyılarındaki şehir devletlerinde yaşayan halkların (İyonyalılar) zihnindeki az sayıdaki dişi Titan’lardan bakire Leto (Romalılar için Latona) ikiz kardeşler Apollon ve Artemis’i bir zeytin ağacının altında doğurmuştur.



Tarihi Arka Plan


Gerçekte Efes’in kökenleri çok daha eskidir. Hikaye MÖ 1000 yıllarında İyon kökenli Atinalı sömürgecilerin Batı Anadolu kıyılarına ulaşıp egemenliklerini kurmasıyla başlar. Hikayeye göre Efes Atina Kralı Kodros’un oğlu Androklos tarafından yeniden kurulmuştur. Efsane Efes aristokrasisinin kendisini Atina’nın seçkin aristokrat ailelerinden biri olarak yeni egemenlik kurdukları topraklarda meşrulaştırmasına hizmet eder. Atina kökenli soylu ataları göçmen ama kendileri yeni egemen bu sınıf yerel Anadolu kavimleri ile evlilik ve kültürel sentez yoluyla kaynaşmaya başlamışlardır. Özellikle ataları Atinalı olan soylu genç erkeklerin yerel kadınlarla evlendirilmesi bu yeni inancın çekirdeğini oluşturacaktır.


Helen kolonizasyonundan çok önce bölgede Ana Tanrıça kültü çok güçlüdür. Leto genellikle doğu Akdeniz halklarının tanrıçası olarak kabul edilir. O dönemlerde hem Doğu Akdeniz’de ve Ortadoğu coğrafyasında hem de Mısır’da tapınılan Lat (Al-Lat) adında, özellikle hurma ve zeytin ağacıyla ilişkilendirilen bir bereket ve ay tanrıçası inancı mevcuttu. Yunan mitolojisinde Leto’nun bir güney rüzgarıyla Delos’a getirilmesi söylencesi de belki bu inanışın yayılması ile ilişkili olabilir. Bir bakıma tanrıça Lat yeni Yunan hegemonyası ile birlikte tanrıça Leto'ya dönüşmüştür.


Mitlerde zaman dizini yoktur, fakat tarihi olgular incelendiğinde, söylencenin hangi olay ile ilişkili olduğu üzerine yorum yapmak mümkündür. Yunan mitolojisinin ünlü uzmanı Robert Graves, Hera ve Leto arasındaki kavganın, o zamanın Suriye Krallığınca Anadolu’nun batısına gönderilen yerleşimciler ile Anadolu’daki yerli halklar arasındaki çok eski bir rekabeti temsil edebileceğini ve her iki tarafın da farklı ama benzer bir yeryüzü tanrıçasına taptığını da ekliyor.



Heranın Yılanlarından Kaçan İkiz Tanrılar Artemis ve Apollonun Annesi


Tanrıça Leto yerel halkın imgesinde dünyaya düzen getiren, gençliğin, güzelliğin ve aşkın ve bereketin simgesiydi, bu özellikleri çapkın eril tanrı Zeus’un Leto’ya yanaşması için yeterliydi, ama bu aksiyon Hera'nın kızgınlığı ile sonuçlandı.


Yunan'lıların Grek boylarıyla beraber egemenlikleri altına aldıkları Anadolu coğrafyasındaki yerel halkların bilinçlerindeki bu yerel tanrıça Zeus üzerinden Helen tanrılarına bağlanacaktır. Zeus Yunan yarımadası Helen kökenli resmi eşi Hera'ya rağmen, Leto'yu baştan çıkarıp metresi yapar. Hera, hamile kalan Leto’yu kıskanır, Leto’yu takip etmesi için dev yılan Pithon’u görevlendirir. ”Güneşin doğduğu bütün yerlerde doğuramasın” diyerek Leto’nun doğum yapmasını engellemek ister, Zeus Leto’yu bir bıldırcına çevirerek Pithon’dan kaçmasını sağlar. Hera’nın kızgınlığından korkan Leto gizlice doğum yapabileceği güvenli bir yer arayışına girer. Yunanistan ve Anadolu’da dolaşarak saklanır, sonunda bir efsaneye göre kayalık denebilecek küçük Ege adası Delos’da, hikayenin bir başka versiyonunda ise Efes’de bir zeytin ağacına dayanarak, onun gölgesi ve koruyuculuğunda ikiz tanrılar Apollon ve Artemis’i doğurur.


Mitin Delos versiyonunda, Poseidon üç uçlu mızrağını denize vurarak denizden yükselttiği dalgadan bir kubbeyle adayı ve Leto’yu koruma altına alır. Leto'dan önce Yunan yarımadasına gelen Hint Avrupa kökenli göçmenlerin eski eril su tanrısının yeni versiyonu olan Poseidon'un, gene Grek kökenli olmayan Leto'ya arka çıkması, söylencede var olan kayda değer empatik bir aksiyondur. Ada versiyonunda ismi geçen bir başka ada ise bıldırcınlı ada olarak bilinen Ortygia adasıdır.



İkizi Apollon'un Doğumuna Yardım Eden Bereket Tanrıçası Artemis


Doğu kökenli İştar ya da Astarte gibi bir ana tanrıça inancının devamı gibi olan Leto inancı doğurduğu ikizleri ile eril tanrıların gücüyle yarışabilecek anaerkil bir inancın sembolüdür.


Önce ay ve bereketin en abartılı tanrıçası yenilmez iyi huylu bakire avcı Artemis’i doğurur. Tanrıça Artemis doğumu sırasında kimseden yardım almamıştır, söylencelerde doğadaki birçok varlığın da annesidir ama aynı Athena gibi bakireliği bozulmamıştır. Doğumundan dokuz gün geçtikten sonra erkek kardeşi ve ikizi, güneş tanrısı Apollon’nun doğumuna da o yardım etmiştir.


Daha kadim “ana tanrıça “ geleneğinin bir devamı olan, bereket tapınmasının aşırı bir dışa vurumu olan çok memeli tanrıça Artemis, Efes’te siyah renkli ve çok memeli bir tanrıça biçiminde betimlenirdi; Efes kökenli yeni tanrıça Olympos’un gök tanrılarından çok, Orta Doğu’nun bereket tanrıçalarına (Kibele, Ma) yakın görünmektedir. 


Mitin ada versiyonu ile ilgili bağlantı da erkek kardeşi ile ilgilidir; Apollon doğduktan sonra adaya eski Yunancada "parlak" ya da "görünür" anlamına gelen Delos adı verilir.


Mitin Ege denizinin Anadolu tarafındaki kıyılarına yerleşip şehir devletler kuran İyonya halkları ile ilişkili versiyonunda, o dönemin yükselen Efes şehri başrol alıyor. Efes o çağlarda Leto'nun kızı, doğanın hakimesi Artemis kültünün merkezi olarak en parlak dönemindedir. Zeytin ağacı burada, "hayatı yenileyen ağaç" düşüncesinin simgesidir, yeni doğanların koruyucusudur, doğumu kolaylaştırır, ağaç yeryüzü ile birlikte tükenmez yaşamın, ölümsüzlüğün temsilidir. Ek olarak, bu inanca göre ağaçlara dokunmak ya da yaklaşmak yararlı ve üretici bir eylemdir.



Leto İkizlerini Nerede Doğurdu


Mitlerdeki çeşitlilik, o çağlarda hala kutsal bir değeri olan zeytin ağacının kutsallığına sahip çıkan birbirinden uzak ama kentleşmiş iki halkın (Atina ve Efes) inanç üzerinden benzerlikleri olduğu kadar çekişmesini de gösteriyor. Yıllar sonra Romalı tarihçi Cornelius Tacitus (MS 56-120) tarafından aktarılan bir olay bize söylencelerin halklar tarafından nasıl sahiplenildiğini gösterir.


Roma İmparatoru Tiberius zamanında kutsal yerlerin gerçekliği konusunda bir sorgulama başlar, Roma Senatosu bütün kutsal yerlerin temsilcilerini Roma’ya çağırır. Efes’liler inançlarını, “Apollon ve Artemis sanıldığı gibi Delos’ta doğmuş değillerdir, Efes’te Kenkkreios adlı bir su varmış ve birde Ortygia (bıldırcın) denilen bir koruluk. Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gelmiş ve bugün bile orada duran bir zeytin ağacına dayanarak doğurmuş, bunun üzerine o koru Tanrı buyruğuyla kutsallaşmış...” şeklinde hikâye ederler.


Roma Medeniyeti döneminde şüphecilik ve sorgulamaya gösterilen tolerans artmış, tüm Akdeniz coğrafyasına yayılan egemenlik alanında farklı halkların inançlarına karışılmamış, teolojik baskı yapılmamıştır. Bu tolerans ve hoşgörü metafizik karşıtı eğilimleri çoğaltacak ve daha gerçekçi bir din inancı oluşturulma çabalarını ortaya çıkacaktır.

 


Tanrıça Letonun Anadolu Kökleri


Leto ile ilişkilendirilen bir başka ağaç ise palmiye ağacıdır. Atina’daki Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde bulunan MÖ 4. yüzyıldan kalma bir kapaklı kutuda Leto çarpıcı bir şekilde beyaza boyanmış ve altın bir palmiye ağacını tutar. Anadolu’nun batı tarafındaki iç Ege bölgesi şehir devletlerinde yapılan arkeolojik araştırmalarda ortaya çıkarılan bronz sikkelerde Roma dönemindeki tanrıça Leto’nun ‘koruyucu kent tanrıçası’ kimliğiyle benimsenmiş olduğu bulunmuştur. Bazı sikkelerde Leto’nun palmiye ağacı ile birlikte betimlenmesi, onun o çağlardaki halklarda, tarih öncesi çağlardan gelen yaşam ağacı imgeleminin birçok inanışta kendini gösteren dişi tanrı motifi olarak hikâye edilmesidir.


Genel kabul gören görüş Leto kültünün Ege bölgesi kıyıları halkları ile daha içeride şehirler kurmuş Lydia halklarında yaygınlaştığı, kıyı kenti olan Efes’te zeytin ile, diğer Ege kentlerinde ise palmiye ile simgeleşen inançlardan biri olduğudur. En azından Anadolu'da mevcut olan‘Ana Tanrıça’ ya da ‘Büyük Ana’ kültünün varlığı, Leto tapınımı için zemin hazırlamıştır.


Genel kabul gören düşünce; Batı Anadolu’da Yunanlaşma öncesi yerli halkın en büyük bereket tanrısı olan Ana Tanrıça’ya tapınmanın, Yunanlaşma sonrasında –Apollon ile Artemis’in anası- Leto’ya tapınma biçimine evirildiğidir. Anadolu'nun iç bölgelerindeki Kibele inancı önce bakire anne Artemis'e, Artemis inancı da "Kutsal Meryem" inancına dönüşmüş gibidir. Kudüs kaynaklı olduğu bilinse de Hristiyanlık inancının yaygınlaşması ile; "Leto, Artemis, Apollon" üçlemesinin tarihsel süreçte "Kutsal Ruh, Meryem, İsa" düşüncesinin kaynaklarından biri olabileceği yorumu da yapılmıştır.

 


Leto’nun Torunu Aristaeus’un İlham Perileri


Leto’nun ikizlerinden Apollon’un oğullarından Aristaeus, Bahçeler Tanrısı, çok yaygın kabul gören bir efsaneye göre; zeytin tarımını insanlığa öğretendir. Antik çağın ünlü gezgin tarih yazarlarından Diodoros (MÖ 90-30), Aristaeus’un yabani zeytinleri aşılayıp ıslah ettiğini, zeytinlikler oluşturduğunu ve ilk yağ baskı aletini geliştirdiğini ileri sürer.


Efsaneye göre Aristaeus’u yetiştiren de perilerdir. Periler ona sadece zeytin tarımını değil hayvanların evcilleştirilmesi, ürünlerinden nasıl faydalanılacağını ve yağ elde etmeyi de öğretmiştir.


Şehirleşmenin yaygınlaşması ve teknolojinin gelişmesiyle inançlardaki motifler de farklılaşmaya başlar. Yeni tanrılar insanlarla daha barışık karakterdedirler. İnsan aklına olan güvenin yükselmeye başladığı devirler başlamıştır. Yerleşik halklar uslarını inançlarının önüne koydukça kutsallarına atfettikleri güçler ve zihinlerindeki yaratıcıları da değişime uğramaya başlamıştır.


Uygarlık ve inanç geçmişimizin bu dönemi, çok tanrılı pagan bilincinin sorgulanmaya, insan aklının ise öne çıkarılmaya başlandığı dönemlerdir. Mitolojik hikâyelerdeki periler (Müzler, ya da Musalar) insan aklının, hayal gücünün, sanatın ve müziğin insan zihnindeki yeni yaratımlardı. Aklın yaratıcı gücünü sembolize eden birer "İlham Perileri” olan bu hayali dişi unsurların tanrısal güçleri yoktu, onlara tapınılmazdı, bununla birlikte o dönemin halkları için tanrıça inancına yakın bir imgeleme sahiptiler.


Kaynakça:


1. Kötülüğün Tarihi, 1. Kitap/Antikiteden İlkel Hıristiyanlığa Kötülük Algıları; Jeffrey Burton Russell, 1977, Çeviren: Nuri Plümer, Kabalcı Yayınevi, 1999.


2. Antik Yunan’da Kadın Betimlemeleri ve Kadının Sosyal Statüsü; Laleş Uslu, Doktora Tezi, Arkeoloji Anabilim Dalı, Doç. Dr. Nurettin Koçhan, 2018.


3. Boğa ve Trident: Poseidon’un Kökeni Üzerine Bir İnceleme; Özgür Turak, Masrop E-Dergi, Mimarlar Arkeologlar Sanat Tarihçileri Restoratörler Ortak Platformu E-Dergisi, Cilt 12, Sayı 1, 35 - 48, 01.04.2018.


4. Tanrıça Leto: Lydia Sikkeleri Üzerinde; Hüseyin Erten, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi, Sosyal Bilimler Dergisi, Aralık 2007, Sayı:16, ss. 25-40.


5.  Venüs Heykelciklerinden İdollere Kadın Temsilleri; Tülin Cengiz, Akademik Bakış, Cilt 15, Sayı 29, Kış 2021.


6. Mitoloji ve İkonografi; Bedrettin Cömert, De Ki Basım Yayım Ltd. Şti., 2010.




Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page