top of page

Sabun ve Hijyen

  • Yazarın fotoğrafı: Uğur Saraçoğlu
    Uğur Saraçoğlu
  • 30 Ara 2025
  • 5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 7 gün önce

"Bir devletin sabun tüketimi sağlık ve medeniyetinin ölçüsü olabilir. Eğer iki ülkenin nüfus toplamları birbirine eşitse, en sağlıklısı ve en medeni olanı daha çok sabun tüketeni olacaktır."

Justus Von Liebig (1803 - 1873), Organik Kimyager, Almanya.



Tanrıça Hygeia ve Hijyen


Bronz Hygieia heykeli
*Fotoğraf: Bronz Hygieia heykeli

Hygeia’nın elinde bulunan kase “Hygeia Kasesi” olarak  eczacıların sembolüdür. Kasenin içinde bal, zeytinyağı ve buğdaydan oluşan, şifalı bir içecek olduğuna inanılmıştır. Antik Yunan ve Roma dönemi heykellerinde bir elinde yılan diğer elinde kase bulunan kadın figürleri ile tasvir edilir. Tıp bilimi, şifa tanrıçası Hygiea’nın isminden türetilen "hijyen" sözcüğünü temizliği ifade etmek için kullanıyor. Bunun nedeni, kelimenin sadece genel temizliği ifade etmemesidir.


Anadolu kültüründe kasenin karşılığı "şifâ tasları" idi. Halk hekimliğinde şifâ tasından su içen insanların hastalıklardan kurtulacağına inanılırdı. Bu tasların geçmişi Arami kavimlerine kadar uzanmaktadır. Orta Anadolu'nun kadim medeniyeti Frigya kazılarında da benzer taslar bulunmuştur.


Hijyen; temiz koku, tozlardan kurtulma, çıplak gözle görülmeyen ancak var olduğu bilinen mikroskop yardımı ile görülebilen mikroorganizmalardan arınma durumu demektir. Arınmaya yönelik uygulamalarda, bu işlevi gören maddelerin (sabun vb.) kullanılması ile gerçekleştirilen temizlik aksiyonunu ifade eder. Bedenin fiziksel olarak temizlenmesi aksiyonu geçmişte tapınaklara ve hasta bakım alanlarına girmeden önce yapılması zorunlu bir gelenekti, bu aksiyon zamanla günlük yaşam alışkanlıklarımızdan biri oldu. Teknoloji ve bilimin ortaya çıkışı ile birlikte bireyin bedeninden yaşadığı fiziksel çevrenin temizlenip arındırılmasına kadar genişleyen modern bir kültüre evrildi.



Sabun Nedir, Nasıl Oluşur?


İnsanlığın en eski tedavi ve temizlik nesnelerinden biri olan sabun kimine göre insanlık tarihindeki en önemli tıbbi buluştur. Sabun tüketim miktarı yakın zamana kadar toplumun medeniyet ölçüsü olarak kullanılan bir kriterdi. Günümüzde en fazla kullanılan temizlik malzemesidir.

 

Sabunun temizleyici etkisi, bünyesinde bulunan hidrofobik (sudan kaçınma özelliği) kısmın yağ/kir parçacıklarını sarabilme kapasitesi ile ilişkilidir. Sabunun bu özelliği bir dizi kimyasal reaksiyon sonrasında ortaya çıkar. Buna "sabunlaşma reaksiyonu" adı verilir. Gerçekte en temel kimyasal reaksiyonlardan biridir; asit ile bazın reaksiyona girmesi sonrası tuz oluşumu. Reaksiyon doğal/kimyasal olmayan malzemelerin bir araya gelmesiyle  kendiliğinden başlayabilir. Örneğin, alkali toprakla karışmış su bir tabuta sızsa, cesette bile sabunlaşma reaksiyonu başlayabileceği bulunmuştur.Çeşitli yağlara (bitkisel, hayvansal) odun külünden elde edilen kostik (sodyum hidroksit, NaOH) ve su ilavesiyle (bazı şartlarda bir miktar tuz) partiküllü olmakla birlikte, sabunumsu bir bulamaç elde edilebilir.


Geçmişte kostik amacıyla kül suyu (ağaç ya da bitki külü) kullanılırdı. Günümüzde, partikülsüz ve pür bir sabun üretmek için saf kimyasallar kullanılmaktadır. Katı bir sabun için sodyum hidroksit, sıvı sabunlar (arap sabunu gibi) için potasyum hidroksit (KOH) kullanılıyor. Yerel geleneksel sabun üreticileri bu malzeme için "sabuncu sodası" veya "soda" ifadelerini kullanırlar. İki farklı üretim yöntemi mevcuttur; soğuk yöntem ve sıcak yöntem. Soğuk sabun yönteminde elde edilen bulamaç ısıya maruz bırakılmaz, süreç oda ısısında yavaş bir hızda gerçekleşir.


Üretimdeki en önemli ayrıntı ölçüdür; kullanılan yağın içerdiği yağ asitlerinin cilt üzerine olası istenmeyen etkileri olabilir. Her bir yağı sabunlaştırma için gerekli alkali oranı farklıdır. Sabunlaşma reaksiyonu için, alkali oranının hassas bir şekilde hesaplanması (sabunlaşma değeri), sabunlaşmamış alkali (serbest alkali) miktarını azaltacak, böylece cildin tahriş olmasının önüne geçecektir. Tarihsel süreçte bu hassasiyette ölçüm yapmak ancak 1800 yıllarının sonunda mümkün oldu, bundan dolayı o tarihten önce elde edilen sabunun kalitesi sabun ustasının göz kararına ve tecrübesine bağlıydı.


Sabun kurudukça, yağ ve alkali karışımı fermente olur, hijyenik ve dermatolojik özelliklerini iyileştirir, en az altı ay süren bir işlem olmasına rağmen, bu süreç yıllarca sürebilir. Bundan dolayı, bir sabunun kalitesi, bileşimi ve yaşı ile belirlenir.



Sabun Nasıl İşlev Görür?


sabunun çalışma mekanizması

Kir ya da pislik olarak adlandırdığımız şeyler cilt, kumaş veya diğer yüzeylere yapışarak, mekanik yöntemler ya da sadece su ile ortamdan uzaklaştıramadığımız, gözle görülen ya da görülemeyen mikroskobik yapılardır.


Sabunun içeriğindeki molekülün kiri ortamdan uzaklaştırma kabiliyeti, molekülün suyun yüzey gerilimi azaltma kapasitesinden gelir, böylece su yıkanan nesnenin arasına/içine daha kolay nüfuz eder.


Sabun çözünmeyen kir ve yağ parçacıklarını hapseder, böylece suda çözünebilir iyon kümeleri (misel yapıları) oluşturur. Bu özelliği içeriğinde bulunan uzun zincirli moleküllerden gelir. Bu molekülün bir kutbu hidrofobik (sudan korkan) karakterde diğer kutbu hidrofilik (suyu seven) karakterdedir.


Sabunun içeriğinde bulunan "amfilifiller" adı verilen yağ benzeri moleküller virüsleri etkisiz hale getirir. Molekül virüs duvarında bulunan yağ moleküllerinin arasındaki bağları çözer ve  duvar bütünlüğünü bozar. Buna ek olarak, virüsün içindeki protein ve nükleik asitlerden oluşan yapı taşlarını birbirine bağlayan moleküllerle de rekabete girerek onları parçalayıcı etki gösterir. Böylece hem dış çeperin çözülmesine hem de içerisindeki RNA ya da DNA molekülünün dağılmasına neden olur. Tüm bunlara ek olarak; virüsün duvarının dış yüzeyinde bulunan, virüsün cilde tutunmasını sağlayan bağlarla da rekabet eder. Bu kapasiteleri açısından virüsleri yok etmek için etkili bir seçenektir. Bununla birlikte eğer sabuna erişiminiz yoksa veya ellerinizi sabunla yıkayacak durumda değilseniz alkollü mendiller ve sıvı el dezenfektanı, sabun kadar olmasa da, gene de etkilidirler.


Sabun, virüs dışındaki diğer mikroorganizmaları (bakteriler vb) öldürmez, ama ciltten uzaklaştırır. Su ile birleştiğinde, ortaya çıkan kayganlık, bakterilerin cilde tutunmasını önler, onları yüzeyden koparıp suya karıştırır, durulama ile ortamdan uzaklaşırlar. Bundan dolayı, diğer susuz sterilizasyon jelleri ile kıyaslandığında, mikroorganizmaları uzaklaştırmada, sabun ve su daha etkilidir.



Geleneksel Sabun


Geçmişte, doğal ya da saf kalıp sabunlar Anadolu coğrafyasındaki hamam kültürünün özel bir parçası olarak yer almışlardı. Doğada sabun kendiliğinden oluşmaz, o nedenle "doğal sabun" ifadesi yerine "geleneksel sabun" ifadesini kullanmak daha doğrudur.


Binlerce yıldır süregelen el emeğine dayalı sabun üretim zanaatkarlığı ve geleneksel sabun üretim yöntemleri azalarak yok olup gitme aşamasına gelmiştir. Geleneksel üretim yöntemlerinin ustalık gerektiren zahmetli bir iştir, ağaç ya da bitki külü gibi doğal kostik bulmak güçtür ve maliyetlidir. Geleneksel yöntemde bilimsel anlamda sabunun içeriğindeki kimyasal miktarı her yapımda hassas bir ölçüm ile standart hale getirilemez, bu nedenle "geleneksel sabun" olarak nitelendirilen sabunların üretimi yok olmak üzeredir. Endüstriyel sabunların daha az maliyetli olması, ölçümün hassas yapılabilmesi nedeniyle standart üretim gereklerinin karşılanabilmesi geleneksel sabunların pazar paylarının da gittikçe daralmasına neden olmuştur.


Kent kimliğinin bir göstergesi olarak "geleneksel sabun" üretim kültürü; ustaları, malzemeleri, üretimin yapıldığı yapıların mimari özellikleri açısından günümüz tarih araştırmalarının bir konusu durumuna geldi.



Zeytinyağı Sabunu


Saf zeytinyağından yapılmış sabunlar (Castile veya Marsilya sabunu) diğer yağlardan yapılanlara nazaran daha yumuşaktır. Zeytinyağı yağ asitlerinden en fazla oleik asit içerir. Sabun yapımında zeytinyağı kullanımı olabilecek en düşük oranda sodyum (Na) bağlar, böylece sodyumun tahriş edici etkisi azalır. Deri üzerinde tahriş ve sertleşmeye yol açmaz ve yumuşatıcı etkisi vardır. Cildi nemlendirir, bu açıdan kuru ciltler için faydalıdır.



Kozmetik ve Sabun


Sabun, tarihin en kadim zamanlarından beri içeriğine katılan türlü renk ve koku malzemeleriyle (çiçekler, kökler gibi bitkisel malzemeler, esanslar, kil vb.) sadece temizlik amacıyla değil, çeşitli cilt problemleri başta olmak üzere bazı hastalıkların tedavisinde de haricen kullanılageldi.


Günümüzde de cildi besleyen, cilt sağlığına katkıda bulunan etken maddeleri içeren bitkisel içeriklerin ilavesi hala süregelen bir üretim kültürüdür. Kremler, losyonlar ve benzeri kozmetik ürünlerdeki etken maddeler, vücudumuzun sadece %15-20’si ile buluşurken, sabunlardaki etken bileşenler tüm bedenin yıkanması ile cildin neredeyse %100’ü ile temas edebilmektedir.



Kaynakça


  1. Anadolu Uygarlıklarıda Temizlik Kavramı ve Uygulamalarının Evrimi, Şükran Sevimli, Doktora Tezi, Tez Danışmanı: Prof.Dr.İlter Uzel, T.C. Çukurova Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Deontoloji ve Tıp Tarihi A.B.D., 2005.

  2. Türk Kültür Coğrafyasından Özel Bir Örnek: Türk Sabunları; Dr. Güven Şahin, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Coğrafya Anabilim Dalı, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 5/2 Ekim/Oktober 2019 / Ağrı.

  3. Her yönüyle sabun, Metin Ertunç, 7/18, https://www.yasamicingida.com/haber/her-yonuyle-sabun

  4. https://evrimagaci.org/sabun-koronavirus-gibi-virusleri-bakterileri-ve-diger-mikroplari-yok-etmekte-neden-bu-kadar-etkili-8327

  5. Türkiye'de Sabunhaneler; Müge Çiftyürek, Doktora Tezi, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Sanat Tarihi Doktora Programı, Pamukkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021.

  6. https://evrimagaci.org/soru/sabun-ellerimizi-nasil-temizler-4977

  7. https://www.nationalgeographic.com/science/article/ashes-to-ashes-soap-to-soap-or-maybe-ashes-to-soap

*Bronz Hygieia heykeli, Art Deco formu, Feniks binası köşesi, Ana Çarşı Meydanı, Krakow, Polonya, Heykeltraş: Xawery Dunikowski, Yapım yılı 1929, Mimar: Wladyslaw Klimczak. Feniks binası 1920'lerin sonlarında eczacılık binası olarak inşa edildi, yaklaşık dört metre boyundaki heykel binanın yapım amacına uygun bir semboldü. Krakow şehrinin sembolüdür. Antik Yunan mitolojilerindeki şifa ve temizlik tanrıçası Hygieianın sol elindeki asaya sarılı yılan şifanın sembolüdür, klasik Yunan heykel sanatındaki tüm Hygieia heykellerinde bulunur. Antik Yunan döneminin heykellerinin tersine, heykel sağ elinde su tası yerine taç taşır. Su arınma ve temizlenmenin sembolüdür. Taç, sanat tarihinde kullanıldığı durum ve bağlama göre, birden fazla alanda (müzik, şiir, politika vb.), başarının sembolü olarak kullanılmıştır. Klasik Yunanda, özellikle zeytin dalından yapılan taçlar, Zeus adına yapılan spor karşılaşmalarında galip gelen atletlere zafer ve şeref göstergesi anlamında verilen ödüllerden biriydi, ekonomik değeri yoktu ama kutsal değeri çok yüksekti. Sanatçının arınma ve temizlik dışında sağlık, onur ve başarı gibi birden fazla kavrama gönderme yapan taç sembolünü kullanmak istediği anlaşılıyor.


 
 
bottom of page