Zeytinyağı Kültürü Geçmişi III - Parfüm, Kozmetik, At Bakımı, Sabunumsu Eriyik ve İlaç Malzemesi
- Uğur Saraçoğlu

- 20 Şub
- 8 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 26 Mar

Parfüm ve Kozmetik
İlk kokulu merhemlerin Neolitik Çağ’da (MÖ 7000 - 4000) bitkisel yağların kokulu bitkilerle karıştırılması yoluyla üretildiği düşünülüyor. En çok kullanılan bitkisel kökenli yağ kaynağı balanos (çöl hurması), badem, zeytin ve susam. Bu iddia, her ne kadar kanıtlanamamış olsa da bizi zeytinyağının ilk kullanım alanının cilt kozmetiği ve güzel kokmak amaçlı merhem ya da antik parfüm üretimi olabileceği yargısına götürür.
Parfüm üretimine ait en eski arkeolojik bulgu Irak'ın kuzeyindeki Tepe Gawra bölgesine aittir. Bölge zeytin ağacının evcilleştirilip tarımının yapılmaya başladığı coğrafyadadır. Musul şehrinin kuzeydoğusundaki bu alanda yapılan kazılarda MÖ 5000 yılının sonuna tarihlenen seramik kaplar ve damıtma cihazları bulunmuştur.
Zeytinyağının kokuyu (parfümün uçucu esanslarını) hapsetme ve bozulmama özelliği onu merhem ya da parfüm yapımındaki temel malzemelerden biri yapmış olmalı. Önce rahip sınıfı tarafından tapınaklarda kullanılan kokulu merhemler sonrasında soylu sınıflarda vücuda ve saçlara hoş koku vermesi ya da cildi yumuşatmak için kozmetik amaçlı kullanılmaya başlanacaktır.
Tapınağın Kutsal Kokulu Yağı
Kadim zamanlarda dinsel ritüellerde kullanılan merhemlerin içeriğinde zeytinyağı ile birlikte balanos yağı, badem yağı, susam yağı ve Hint Yağı gibi kokuyu muhafaza etme özelliği olan yağlar kullanılmış. Tapınaklardaki ilah heykellerinin önünde bulunan beyaz mermer kaplarda muhafaza edilen bu merhemlerin rahipler tarafından heykelleri parlatmak, ortama hoş bir koku vermek ve dini ritüele katılan topluluğa kutsal bir atmosferdeymiş gibi hissettirmek amacıyla kullandığı üzerinde görüş birliği mevcut. Ek olarak yağın tapınak eşyalarının ve ritüele katılan kişinin kutsanması amacıyla da kullanıldığı düşünülüyor.
Sarayın Kadın Parfüm Ustası
Tarihin kayda geçmiş ilk parfüm ustası Asur sarayındaki Tappūtī-Bēlet-ekalle (sarayın hanımının yardımcısı, parfüm yapan kadın; olasılıkla bir tür saray personeli unvanı) ismiyle kil tablette yazılı bir ifadedir, bir ihtimal ustanın ismi de olabilir. İfade parfümlü yağ yapımında kullanılan malzeme listesini içeren MÖ 1200 yıllarına tarihlenen bir çivi yazısı tabletinde geçer. Tablet medeniyet tarihinde damıtma işi ile ilgili kayda geçmiş ilk belge olarak kabul ediliyor. Tabletlerde Asur sarayında başka kadın parfüm zanaatkarlarının da bulunduğu anlaşılmış ama isimleri tam anlaşılamamıştır. Damıtma uygulamasını icra eden bu kadın ustaların insanlık tarihindeki ilk kadın bilim insanları olduğu kabul ediliyor. Tablette tasvir edilen parfüm bitkisel kökenli malzemelerin bir dizi yağ ve su işlemi sonrası ortaya çıkan aromatik bir merhem olduğu kanaati mevcut.

Kadınların kozmetik amaçlı zeytinyağı kullanımı alışkanlığının antik Anadolu medeniyeti halklarının tümünde olduğu düşünülüyor. Yakın Doğu toplumları arasında kültürel etkileşimlerin başladığı MÖ 3000'li yıllarda, Verimli Hilal bölgesindeki Mezopotamya halkları (Sümerler, Asurlular, Babilliler ile Akadlar) ile Anadolu halklarının (Hurriler ve Hititliler) ortak erkek destan kahramanı Gılgamış'ın ölümsüzlük arayışı maceralarında, kadınların hoş kokulu yağlar sürdüğünden bahsedilir.
Kil tabletlerde "yağ" olarak çevirisi yapılan nesnenin içindeki malzemelerden birinin zeytinyağı olma olasılığı yüksektir çünkü zeytin tarımı ve zeytinyağı üretimi Asurlular döneminde artış göstermiş ardından zeytinyağı dönemin önemli ekonomik metalarından birine dönüşmüştür.
MÖ 1950-1750 döneminde, Mezopotamya'dan Anadolu içlerine ticaret kolonileri faaliyeti yürüten Asurlu Tüccar Aileler çoğalır, bu süreç Doğu ile Batı arasındaki kültürel etkileşimin yoğunlaşmasına neden olur. Bu süreç yağ ya da zeytinyağı sürünme alışkanlığının Antik Yunan'dan çok daha önce Anadolu'daki soylu sınıflar arasında yaygınlaştığını düşündürmektedir.
Antik Mısır Kozmetik Tarifleri
Zamanla merhemler dini amaç dışında da kullanılmaya başlanır, bunun en erken kayıtlı örnekleri en ünlüsü Ebers ve Smith papirüsüdür. Antik Mısır kaynaklı tıp içerikli el yazmaları olan bu iki dokümandaki tariflerin MÖ 2500 yıl öncesine dayanan bir geçmişi olduğu düşünülüyor. "Kadim Reçete" olarak nitelendirilen ilaç reçeteleri ile cilt sağlığı için kullanılan bir kısmı sabunumsu eriyik olarak nitelendirilen kozmetik ürün tarifleri içerirler. Tariflerde tuz gibi anorganik mineraller yanında bitki ve hayvanların çeşitli kısımlarının etkin madde olarak işlev gördüğü kanaatine varılmıştır. Su, zeytinyağı, balmumu, keten tohumu yağı, çam terebentini, yün yağı (lanolin) gibi maddelerin de kimyasal anlamda taşıyıcı ortam olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.
Bununla birlikte antik Mısır medeniyetinde zeytin yetiştiriciliğinin ne kadar yaygın olduğu konusu tartışmalıdır, bölgede zeytinyağı elde etme yöntemleri ile ilgili yeterli arkeolojik bulguya ulaşılamamıştır.
Arkeolojik tabletlerde zeytinyağının Antik Mısır'a Filistin ve Suriye’den ithal edildiğine dair bulgular mevcuttur. Güzel kokmak için en çok tercih edilen yağın Balanites aegyptiaca Del (Çöl Hurması, Mısır Balsam Ağacı) tohumlarından elde edilen Balanos Yağı olduğu anlaşılmıştır, bugün bile kullanılmaktadır. Taze çiğ zeytinyağı ve badem yağının daha az tercih edildiği düşünülmektedir, bunun nedeni dönem Mısır'ında zeytin yetiştiriciliğinin yaygınlaşmamış olması, ihraç edilen bir meta olarak bu iki yağın daha az bulunması ve pahalı olması gerçeğidir.
Antik Mısır'ın "Chanel No.5" i
Antik Mısır, Yunan ve Roma toplumları tarafından en çok tercih edilen iki parfüm "Mendesian ya da Mendes" ve "Metopian" isimli parfümlerdi. Her ikisi de mür reçinesi bazlıydı.
İkincisinin kokusu daha ağırdı, ilkinde olmayan "Metopiyon" denilen "Çakşır Otu Reçinesi"nden elde edilmiş bir esans içerirdi, tedavi edici bir özelliği olduğuna inanılırdı.
Antik metinlerde kaliteli parfümün içeriğindeki en kıymetli temel maddenin "Çok Fazla Olgunlaşmamış Zeytinin Yağı; Omphacium" olduğu yazılıdır. Erken hasat edilen zeytinlerden elde edilen yağın kendine has bir kokuya sahip olduğunu, cilde daha iyi nüfuz ettiğini ve daha geç bozulduğunu biliyorlardı. Bu yağın kullanıldığı parfümler en pahalılarıydı.
Bu parfümlerin tariflerinde Nil nilüferi, safran, acı badem, kakule, deve dikeni, bal, şarap, Mekke balsamının meyvesinin de kullanıldığı biliniyor.
Daha alt sınıftaki şehir halkının da yakıcı sıcaklık ve kavurucu güneşin derilerini kurutmasını önlemek ve cilt hastalıklarından korunmak için zeytinyağı ve çeşitli kokulu yağları ciltlerine uygulamayı alışkanlık haline getirdikleri düşünülüyor. Yağın kalitesi büyük olasılıkla parfüm yapımında kullanılandan daha düşüktü.
Afrodit'in Anavatanı Kıbrıs'ın Parfüm Ustaları
Bu tarihsel süreçte merhem ve kokulu yağ kaplarının üretiminde büyük bir artışın ortaya çıktığı arkeolojik bulgular ile de desteklenmiştir; bunlardan en önemlisi Kıbrıs’taki Pyrgos kentinde bulunan MÖ 1800 yıllarına tarihlenen Erken Orta Tunç Çağı'na ait bir parfüm distilasyon (damıtma) atölyesidir.
Klasik Antik Yunan'nın Güzel Kokan Yağları
"Afrodit ince tenini güzelce yıkar,
Sonra kokulu yağlarla ovalayıp bedenini, uzanır."
Hesiodos, İşler ve Günler, MÖ 8. yüzyıl.
"...adaklarla sığınıyorlardı ona
Hayvan resimleriyle, güzel kokan yağlarla..."
Arınmalar, Empedokles (MÖ 495 – 435, hekim, filozof, şair)
Tarih sahnesine sonradan çıkmış, kökleri Mısır, Fenike ve Anadolu medeniyetleri ile bağlantılı olan kadim Yunan toplumunda "kutsal" düşüncesi sosyal ve siyasal düzenin her zaman tam merkezindeydi. Helenistik mezarlarda ortaya çıkarılan buluntulardan biri "Unguentarium" (güzellik merhemi ya da kokusu kabı) isimli küçük toprak kaplardır. İçine zeytinyağı ve güzel kokulu yağlar ile yas gözyaşının konulduğu biliniyor.

Yunan Tanrıçaların Itırlı Yağı
Yunan mitlerinde tanrılar hiyerarşisinde en yukarıdaki dişi tanrı Hera’nın aynı anda erkek kardeşi de olan baş tanrı Zeus’u baştan çıkarmak için, vücudunu yağ ile ovması şöyle hikaye edilir;
Kapıları, başka hiç bir tanrının açamadığı gizli sürme ile kapanan bir odaya girdikten sonra ışıklı kanatlarını örttü,
Tanrısal bir merhemle, arzu uyandıran güzel vücudundan her türlü biçimsizlikleri sildi,
Sonra koyu, ıtırlı, tanrısal ve kokusu kendisi için hazırlanmış bir yağ ile ovundu,
Zeus'un sarayında şişesini salladığı zaman gök ve yer ıtırıyla dolardı.
Homeros, İlyada II, (Hera'nın Zeus'u Uyutma Hazırlığı).
Girit kazılarında ortaya çıkarılan Linear B yazıtlarından, zeytinyağının kozmetik, parfüm ve tedavi amaçlı merhem yapımında kullanıldığı anlaşılmıştır. MÖ 1100 yıllarına tarihlenen, Miken Uygarlığı kıyı şehri Antik Pylos sarayında bulunan bir yazıtta, kentte üretilen parfümün yapımında kullanılan malzemelerin neler olduğu anlaşılmış ama tarif bulunamamıştır. Miken kökenli parfümlerin konduğu kapların özelliği "Üzengi Kulplu" olmalarıdır. Miken Uygarlığının yıkılmasından sonra, MÖ 1000 yıllarında Yunan Yarımadası’nda yükselecek Klasik Antik Yunan Medeniyetinde güzel kokulu yağ kullanımı devam eder. Homeros’un destanlarında soylu sınıfın kullandığı yağların en iyi kalite zeytinyağı olduğu konusunda görüş birliği vardır.
Klasik dönemde şehir devletlerin sayısının artması ile zeytinyağı, öncelikle kent soylu kadınların kullandığı kozmetik ürünlerde kullanılan bir malzeme olur. Roma dönemine doğru, bilgi birikimi ve yeni teknolojilerin icat edilmesi ile zeytinyağı üretimi artar, kaliteli saf zeytinyağı tüm Akdeniz soylularının en temel parfüm nesnesi olur. Teknik bilgi ve zanaatkarlığın gelişmesiyle parfümü saklamak için toprak kaplar yanında cam kaplar da kullanılma girer.
Cenazenin ve Hamam Sonrası Bedenin Yağlanması
Antik Helen ozanı, o devrin peygamberi Homeros'un yazdığına inanılan İlyada ve Odysseia isimli destanlarda cenaze ritüelinin anlatıldığı bölümlere bakalım;
"Kaynayınca tunç kazanın içindeki su,
Yıkadılar ölüyü, parlak bir yağ sürdüler ölüsüne
Dokuz yıllık kokulu bir merhemle doldurdular yaralarını,
Sonra yatırdılar ölüyü yatağa."
Homeros, İlyada XVIII, (Patroklos'un Cenaze Törenleri).
Homeros'a atfedilen yazınlarda, ölü gömme töreni öncesi, ceset yıkandıktan sonra cenazeye kokulu kremler ve yağ sürme geleneği dikkat çekicidir. "Dokuz Yıllık Merhem" ifadesi, parfüm üretiminde kullanılan zeytinyağının (özellikle polifenol içeriği yüksek, natürel sızma sınıfı yağ) antik dünyada ne kadar uzun süre bozulmadan kalabildiğine dair bir kanıt sayılıyor. Yağ, bedenin ve yaraların havayla temasını keserek çürümeyi geciktiren bir tür "mumyalama ya da gömme öncesi koruyucu" görevi görüyordu.
Yolculuğa çıkan soylu kadınların yanlarında yağ taşıdıkları anlatılır.
O devirlerde soylu varsıllar arasında, hem kadın hem de erkeklerin, hamamda yıkandıktan sonra vücutlarına hem kozmetik amaçlı hem de parlayan bir görünüme bürünme amaçlı zeytinyağı sürdükleri biliniyor. Homeros'un hikayeleri incelendiğinde zeytinyağının bu kullanım şeklinin temizlenme alışkanlığının vazgeçilmez bir parçası olduğu anlaşılır.
Erkek Kahramanların Zeytinyağı İle Mesh Edilen Atları
"Yitirdiler yumuşak elli şanlı sürücülerini
Yıkamıştı onların bedenlerini ak suda
Nice kokulu yağlar akıtmıştı yelelerinden aşağıya."
Homeros, İlyada XVIII, Patroklos'un Cenaze Törenleri.
Homeros'un anlattığı "ak suda yıkama ve yağlama" ritüeli, atın vücut ısısı dengesini ve deri sağlığını koruyan kadim bir koruyucu hekimlik pratiğidir.
"Yelelere yağ akıtma" betimlemesi sadece parlaklığın ortaya çıkardığı görsel bir gösteri ya da yas/onurlandırma geleneği değil, aynı zamanda ciddi bir parazit koruma aksiyondu. Zeytinyağının oluşturduğu tabaka bit, kene ve pire gibi parazitlerin deriye tutunmasını ve nefes almalarını zorlaştırır. Yele diplerini mantar enfeksiyonuna ve kurumaya karşı korur. Yağlamak, deri bariyerini koruyarak kaşıntıyı ve "yele koparma" sorununu engeller.
Osmanlı Devleti’nde padişah ve padişah sarayına ait olan ahırlarda at ve develerin yağlandığı, Midilli zeytinyağı kaynaklarının bu işe ayrıldığı biliniyor.
Atları yağlama kültürü hala yaşayan bir gelenektir, nostaljik bir kültür gibi görünse de bugün tamamen yok olduğu söylenemez. Gelenek modern veterinerlik, kozmetik ve profesyonel at yetiştiriciliğinde form değiştirerek devam ediyor. Morfolojik güzelliği ile ünlü Arap ve Endülüs atlarının yüz hatlarını belirginleştirmek ve tüylerine parlaklık vermek için yağ kullanımı hala mevcut. Günümüzde zeytinyağının yerini toz tutmaya karşı daha dirençli bebek yağı ve vazelin aldı.
Antik dönemden günümüze kadar hiç değişmeden gelen en istikrarlı gelenek ise atın toynaklarının yağlanmasıdır. Toynağın nem dengesi (aşırı kuruma ya da aşırı nem) toynak yağı ile dengelenmeye çalışılır.
Berberi Kadınların Saç Kozmetiği
Berberi kadını için uzun ve gür saçlar statü ve sağlık sembolüydü. Saçlarını yumuşatmak ve parlatmak, sevdikleri siyah tonu vurgulamak ve saçlarını sıcak sert iklim koşullarına karşı korumak için zeytin ve argan ağacının meyvesinden elde edilen yağı yoğun olarak saçlarına uyguladıkları biliniyor. Her iki ağacın meyvelerinden elde edilen yağın fitokimyasal özellikleri birbirine çok benzerdir. Esans olarak biberiye, lavanta ve frenk inciri kullanılır. Onlar için uzun ve gür saçlar statü ve sağlık sembolüdür.
Kuzey Afrika Aurès bölgesinde kına uygulamasının ardından cilt zeytinyağı ile ovulur.
Natürel sızma zeytinyağı çağdaş kozmetik ürünlerin yapımında hala kullanılan bir malzemedir.
İlk Sabunumsu Eriyiklerde Kullanılan Yağ
Neolitik’ten Antik Çağ’a uzanan süreçte “temizlik” bugünkü anlamıyla net değildir; arkeolojik bulgular su yapıları ve tapınak girişlerindeki arınma kaplarını gösterir ama temizlenme bilincinin fiziksel arınma niyetiyle yapılmadığı düşünülüyor. Su ie temizlenmenin "Ruhsal Arınma" düşüncesiyle yapılan bir tür ritüel olduğuna inanılıyor.
Arkeolojik sabun kalıntısı beklemek boşuna; sabun ya da sabunumsu eriyik bozunur ve kimyasal tarihleme yapılamaz. Buna rağmen yazılı kayıtlar ve dolaylı kanıtlar, su-kül karışımı, kil-kum, doğal soda/natron, kükürt ve "Saponinli Bitkiler" gibi erken temizleyicilerin; özellikle yün/tekstil işleme sırasında yağ-kül-su etkileşiminden doğan sabunumsu eriyiklerin kullanıldığını ortaya koyar.
O devirlerde sabunumsu eriyik yapmak içim kullanılan yağlardan birinin zeytinyağı olabileceği düşünülüyor. Sümer tabletleri en erken “yağ + kül” tariflerine işaret ederken, Mısır’da yağlar/merhemler hijyen-kozmetik ve koruma amaçlı yaygınlaşır; Eski Ahit’te “Borit” gibi terimler kül bazlı temizleyicilere gönderme yapar.
Antik Yunan’da ise beden temizliği sabunumsu eriyiklerden çok yağ + kil ile sürtünme ile gerçekleştirilen peeling (cilt soyma/yenileme) aksiyonu ardından strigil ile kazıma ve sonrasında yıkanma/yağlanma rutiniyle şekillenmiştir.
Bizim bugün anladığımız anlamda sabuna benzeyen eriyiklerin yaygınlaşması ancak Roma İmparatorluğu döneminde olacak, katı sabunlar ise daha sonra üretilmeye başlanacaktır.
Kaynakça:
1. Antik Çağda Parfüm, Hazırlayan: Meryem Karakurt, Tez Danışmanı: Prof. Dr. Hüseyin Üreten, T.C. Adnan Menderes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı/ Tarih Ana Bilim Dalı / Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı, Aydın, 2019.
2. Antik Yunan Dünyasında Parfüm ve Parfüm Kapları, Doç. Dr. Cenker Atila, Antik Çağdan Günümüze Parfüm, Myrina Yayınları, 17, Arkeoloji ve Sanat 2, 2021.
3. Antik Çağda Batı Anadolu’da Zeytin ve Zeytincilik; Gülhan Mumkaya, Yüksek Lisans Tezi, Tez Danışmanı: Prof. Dr. Özdemir Koçak, Konya, 2012.
5. Zeytinin Akdeniz’deki Yolculuğu; Konferans Bildirileri, Dr. Alp Yücel Kaya, Ertekin Akpınar, 2016.
9. Kültepe Tabletlerinde Geçen Asurlu Tüccarlara Ait Altından Kült Eşyaları; Nurgül Yıldırım, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi 53, 2 (2013) 327-343.
10. " ...Onlarla Oturacak, Yiyecek Ve Yağlanacak” ... us bat aklat u passat istîsunu; îrfan Albayrak,Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Sümeroloji Anabilim Dalı, Archivum Anatolicum-Anadolu Arşivleri (ArAn), //1, 2004, 1-21.

Yorumlar