Zeytinyağı Kültürü Geçmişi II - Kutsama ve Adak Nesnesi
- Uğur Saraçoğlu

- 20 Şub
- 4 dakikada okunur
Zeytinyağınım cenaze ritüellerinde, tapınaklarda tanrılar için hazırlanan sunularda, tapınak ritüellerinde ve birçok günlük yaşam pratiğinde kullanılan bir nesne olduğuna dair arkeolojik bulgular, kutsal kitap metinleri ve mitolojik hikayeler vardır.
Gömü Ritüelleri
Antropologlara göre, ölen bir topluluk üyesinin bedenini olduğu gibi bırakmak yerine, onu gömmeyi tercih etmek, tarih öncesi zamanlardan kalma bir davranıştır, bizi yakın diğer insansı atalarımızdan ayırt eden en eski aksiyondur.
Eski çağ mezarlarında ortaya çıkartılan arkeolojik bulgulardan biri olarak zeytin çekirdeği fosilleri ağacın kutsallığı ile ilişkilidir. Mezar kalıntılarında ortaya çıkarılan zeytin çekirdeği kalıntıları ise zeytinin kutsallığı ile ilişkilidir.
MÖ 2500 yılında inşa edilen, en eski firavun piramidi Sakkara'nın duvarlarında zeytin sıkma işlemini tasvir eden figürler bulundu. Antik Mısır medeniyetinde, cenaze törenlerinde cesedin bedeni zeytinyağı ile ovulur ve boynuna zeytin dallarından yapılma çelenkler yerleştirilirdi. XX. Sülalenin mumyaları (günümüzden 1200 ila 1090 yıl önce) örülmüş zeytin dalları ve taçlarla süslenmiştir. Çocuk yaşta ölen kadim Mısır’ın en ünlü firavunu Tutankamon zeytin dallarından yapılmış bir taç ile resmedilmiştir.
Zeytinyağı İle Ovmak
En ünlü çivi yazısı edebiyatı Gılgamış Destanı'ndaki ana erkek kahramanı Enkidu'nun vahşi karakteri bir yosma tarafından yağ ile ovularak uygarlaştırılır. Tabletlerde yağın çeşidinden bahsedilmez. Hikaye “Mesih” sözcüğünün dil bilimsel kökenini ile bağlantılıdır. Bugün her ne kadar "kurtarıcı" anlamında kullanılsa da, kelimenin kadim kökeni “Vücuda Sürülen Yağ” ya da “Vücudu Yağ İle Ovmak” aksiyonu ile ilişkilidir.
Yahudi inancı literatüründe İsrailoğulları’nın ilk kralı Şaul M.Ö. 1035’de tahta çıktığında, alnına zeytinyağı sürülerek kutsanmıştır. Yahudi mabetlerinde kullanılan eşyalar zeytinyağı ile ovularak kutsal hale getirilmiş, mabede Tanrı için getirilen sunularda zeytinyağının olması istenmiştir.
Hellenistik dönem nekropol alanlarında gerçekleştirilen kazılarda mezar hediyeleri arasında parfüm koymak için kullanılan alabastronlar (genellikle kaymaktaşından yapılma, armut formundaki ayaksız ve kulpsuz, zemini oval biçiminde yapılmış parfüm kabı) ve parfüm saklamak için kullanılan küçük vazolar bulunmuştur.
Denize Zeytinyağı Dökmek
Antik Akdeniz kültüründe (özellikle Yunan ve Roma) sorunsuz bir deniz yolculuğu için zeytinyağının sunak olarak denize dökülmesi adeti vardı. Deniz tanrısı Poseidon’a ya da koruyucu Herkül’e yolculuğun sağ salim tamamlanması için adak olarak denize zeytinyağı dökerlerdi.
Denize zeytinyağı dökmenin inanç dışında bir diğer nedeni olasılıkla şu gerçeğe dayanıyordu; Akdeniz'in kadim bilge denizcileri zeytinyağının yüzey gerilimini düşürdüğünü gözlemlemişlerdi. Zeytinyağı suyun yüzeyinde tek moleküllü çok ince bir film tabakası oluşturur, yağ suyun yüzey gerilimini değiştirerek görünürlüğü artırır, rüzgarın su yüzeyine doğrudan etki etmesini ve küçük kılcal dalgalar (titreşimler) oluşturmasını engeller.
Hristiyan İnancının Kutsal Yağı
Hristiyan inancı literatüründe İsa'nın ayakları Meryem isimli bir kadın ya da yosmanın saçları ile ovulmuş, böylece kadın tövbe ederek Hristiyan olmuştur. Kiliselerde "Chirisma; Kutsal Yağ" yapımında kullanılan ana malzeme saf zeytinyağıdır, kıdemli rahipler tarafından gerçekleştirilen bir törenle saf zeytinyağının içine esanslar eklenir ve özel bir saklama kabında muhafaza edilir.
Katolik kiliselerinde gerçekleştirilen Sakrament Ayinlerinde, yeni tahta çıkmış kralların taç giyme töreninin bir parçası olarak gerçekleştirilen kutsama ritüelinde, kilise içindeki papazlar arasındaki hiyerarşik ritüellerde ve azalmakla birlikte kilisedeki nesneleri kutsamak için bu yağ kullanılır. Kutsama amaçlı zeytinyağlı kutsal yağ kullanım geleneği günümüzde de devam ediyor.
Yağa Batırılmış Bez Yakmak ve Saban Yağlamak
Zeytinyağı Mağrip ve Tunus inançlarında kutsal bir ağaçtan kaynaklandığı bilinen, bereketi ve iyiliği temsil eden çok önemli bir unsurdu. Bayramlarda her yerde, yüzlerce yıllık zeytin ağaçlarını anmak için, yağa batırılmış bezler yakılıp zeytin dallarına bağlanırdı, yağ onlar için Tanrı’ya bir adaktı.
Erkekler saban demirini toprağa sürmeden önce zeytinyağı ile yağlardı. Toprağa nüfuz eden saban demiri -penisin simgesi olarak- saygı ve yumuşaklıkla bu aksiyonu gerçekleştirmeliydi, sabanın toprakla ilk teması kutsal bir aksiyondu, cinsel birleşme gibi bereket getirmeliydi.
Bereket ve Zenginlik İstemek
Yeni yapılmış bir evin kapısının menteşeleri, zenginlik çekmek için yağlanırdı, onlar için dökülen yağ bereketin işaretiydi. Bir kimse, başkasının evine yağ getirirse, ailenin tüketimi için biraz bırakmadan veya kapı sövesine ya da çadırına yağ sürmeden geri götürmemelidir; çünkü o ailenin başına bir uğursuzluk gelebilir.
Cezayir'de yapılan Aşure Festivalinde şöyle bir adet vardır; bağışçı elini çocuğun başına koyar, kız çocuğu ise onun üzerine zeytinyağı sürer ve ardından yiyecek ya da giysi bağışı yapar. Festivalin öne çıkan özellikleri sosyal dayanışma ve yardımlaşma, dini ve ritüel temizlik ile çocuk ve bereket ayinleri yaparak Berberi-İslami gelenekleri yaşatmaktır.
Doğum, Bebek, Büyü
Mağrip inancına göre zeytinyağının bereketi, yağın kendi kendine artmasına, hatta tehlikeli hale gelmesine neden olacak kadar güçlü olabilirdi.
Hamile kadınların zeytinyağı içmesi kolay bir doğum süreci sağlardı. Doğumdan sonraki günlerde bebek zeytinyağıyla ovulur, bazı yörelerde ilk gün yeni doğanın göz kapaklarına yağ ve tuz karışımıyla masaj yapılır.
Yedinci gün, yani bebeğin büyük banyosunun yapılacağı gün, henüz susuzken, yağ ve safran bebeğin başına ve göğsüne, yağ ve kına ise göbek bağının düşmesinden beş-yedi gün sonra, vücudun geri kalanına, özellikle de göbeğine sürülür. Diş çıkarırken, anne her zaman bebeğin başına yağ sürer çünkü kadınlar, bir çocuğun diş çıkarırken "Annem neler çektiğimi bilseydi, başımı yağ dolu kavanoza koyardı" derler. Anne ayrıca bebeğin diş etlerini Marabut (veli anlamına gelir) kandillerinden aldıkları yağla yumuşatırlar.
Onlar için türbe kandili sadece bir lamba değil, ziyaretçinin dileğini, adanmışlığını ve türbede yatan veli ile kurduğu manevi bağı simgeleyen kutsal bir ritüel nesnesidir. İslam'ın Berberiler'e gelişi, yağın dini rolünü sonlandırmaz. Zor bir doğum sırasında, kadının ailesinden biri ağzını yağla doldurur, Sidî Abdülkadir Geylani’nin ruhuyla ilişkilendirilen bir kuyuya gider ve ağzındaki yağı oraya dökerek ondan yardım istermiş.
Yağ ayrıca birçok büyünün yapımında da kullanılır. Erimiş kurşun bir kaşığa bir damla yağ damlatılarak tutuşturulur ve soğuk suya dökülür. Katılaştıkça aldığı şekil, fal veya lanetle sonuçlanır. Mağrip coğrafyasında var olan bu ritüel günümüz Anadolu'su “Kurşun Dökme” ritüelinin neredeyse aynısıdır.
Kaynakça:
1. . Antik Çağda Batı Anadolu’da Zeytin ve Zeytincilik; Gülhan Mumkaya, Yüksek Lisans Tezi, Tez Danışmanı: Prof. Dr. Özdemir Koçak, Konya, 2012.
2 . Zeytinin Akdeniz’deki Yolculuğu; Konferans Bildirileri, Dr. Alp Yücel Kaya, Ertekin Akpınar, 2016.
6. Kültepe Tabletlerinde Geçen Asurlu Tüccarlara Ait Altından Kült Eşyaları; Nurgül Yıldırım, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi 53, 2 (2013) 327-343.
7. " ...Onlarla Oturacak, Yiyecek Ve Yağlanacak” ... us bat aklat u passat istîsunu; îrfan Albayrak,Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Sümeroloji Anabilim Dalı, Archivum Anatolicum-Anadolu Arşivleri (ArAn), //1, 2004, 1-21.

Yorumlar