top of page

Zeytin Ağacı (Olea europae L. sativa)

  • Yazarın fotoğrafı: Uğur Saraçoğlu
    Uğur Saraçoğlu
  • 1 Şub
  • 11 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 Şub



Fotoğraf; Zeytin Polen Fosili; Boyut: 10 µm (mikrometre; 1/1000 milimetre).


Fosilin bulunduğu yer Tınaz Kömür Madeni; Muğla’nın zeytinlikleri ile popüler Yatağan ilçesi Eskihisar Mahallesi.


Fosil Miyosen Çağına tarihleniyor; ortalama 13 milyon yıl öncesi. Bu çağ 23.03 - 5.3 milyon yıl önceki zaman aralığını ifade ediyor, üçüncü jeolojik dönemin dördüncü çağı, bugünkü memeli hayvanların ortaya çıktığı çağ.



Kelimenin Etimolojik Kökeni


Zeytin kelimesinin dil bilimsel kökeni kesin olarak bilinmemekle beraber Afro-Asya kökenli olan Sami dilindeki “zayit” kelimesinden türediği düşünülmektedir. Bu yargının dayanağı zeytini ilk ıslah eden halkların Verimli Hilal bölgesinde yerleşik yaşam kültürünü başlatmış olan Sami kavimleri olduğu gerçeğidir.


Etimolojik açıdan, İbranice ’de “zait”, Arapça “ez-zeyt” ile “zaitun” ya da Anadolu’nun eski kavimlerinden Akadların kullandığı “zeirtim” sözcüklerinden türediği üzerinde fikir birliği vardır. Mısır dilindeki “dt” (zeyt) sesinin kuzey batı Sami dilinden köken aldığı kanaati mevcuttur.


Kuzey Afrika coğrafyasında Berberice konuşulan birçok bölgede yağın adı Arapça “zit” kelimesi veya bu kelimeden türemiş “ezzit”, “azayyat” “zzit” gibi türevleridir. Hepsi sızan yağı ifade eden kabile terimi olan “zzit” ile ilişkilidir. Kelime yağ tüccarı anlamına gelen “azeyyat“ ve yağ ticareti yapan anlamına gelen “zeyyet” kelimesine çok yakındır. "Zeyyat" kelimesi Türkçede de var olan Arapça kökenli bir kelimedir, erkek ismidir, "zeytinyağı ve zeytinyağı üreten kimse" anlamında kullanılmış olmakla birlikte Arapça "bolluk, bereket, artış" anlamına gelir. Araplar yaşlı ve büyük ağaçlara, günümüzde bile, "zeitun er-Rum" derler.


Eski Girit’te “elaiwa”, Yunanca “elaia”, Latince “olea” dan gelir.


Romalılar "oliva", Batı Avrupalı halklar ise "olive" demeyi tercih etmişlerdir.


Zeytinin ilk kez ıslah edildiği Verimli Hilal bölgesinin hemen batısında yükselen, Mersin ilindeki "Elaiussa Sebaste" isimli Doğu Akdeniz antik Roma liman kentinin adı Helenistik dönemde "Elaiussa" olarak biliniyordu. Elaiussa kelimesinin o devirlerdeki anlamı zeytindi. “Sebaste” ise klasik antik dönemde sıkça kullanılan bir yer ismi olup "Sebastus" isminin dişi halidir. Şehre dişilik vurgusu yapan bu isimlendirme, olasılıkla zeytini yaratan tanrıça olduğuna inanılan Athena kültü ile ilişkilidir.



Ağacın Temel Özellikleri


Tür


Başlıca iki türü vardır; Olea europaea L. oleaster (yabani zeytin) ve Olea europae L. sativa (kültür zeytini/tarımı yapılan zeytin), kültür zeytini yabani zeytinin ıslah edilmiş bir alt türüdür.


Anadolu'da yabani zeytine “Delice Zeytin” adı verilir; “Ak Delice” ve “Kara Delice” olmak üzere iki çeşidi mevcuttur. Ak Delice açık renkli ve iri yapraklı, Kara Delice ise küçük ve koyu renkli yapraklıdır. Ortalama dört metre boyda çalı görünümünde bir ağaçtır. Taneleri ufak, koyu yeşil renktedir, meyvesi yenebilecek özellikler taşımaz, yağ içeriği azdır.


Ülkemizde delicelerin coğrafya olarak en fazla sayıda bulunduğu bölge Ege Denizi kıyılarıdır. Delicenin ilk evcilleştirildiği coğrafya olduğu düşünülen Doğu Akdeniz ve Güney Ön Asya'da (Yukarı Mezopotamya) bile bu kadar çok yabani zeytin ağacı bulunmamaktadır. Bu gerçeğin iklim değişiklikleri ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir.


Doğada kendiliğinden varlığını sürdürüp yetişen deliceler sökülüp başka bir yere taşınabilir. Kökü ile birlikte taşınan gövdeye aşı uygulaması yapılır. Aşılama uygulamasında ıslah edilmiş L. sativa türü zeytininden alınan bir dal (aşı kalemi) ana gövdeye (anaç) tutturularak gövdeye yerleştirilir. Amaç meyve verim süresini kısaltmak ve delicenin kuvvetli köklenme kapasitesinden faydalanmaktır.


Yabani zeytin doğada sığırcık ve karatavuk gibi kuş türleri ile yayılır. Kuşun sindirim sistemindeki enzimlere maruz kalan çekirdeğin kabuğu incelir. Kuşun dışkılaması ile düştüğü yerde filizlenebilir bir forma döner.


Coğrafi Yayılım


Yabani zeytinden ıslah edilmiş Olea europae L. sativa kuzey 30-45 paralelleri arasında genellikle deniz kıyılarında yetişir.


Yaşamını sürdürebileceği toprak özellikleri açısından çok seçici olmayan bir ağaçtır. Yetişmesi için hafif kireçli, kumlu çakıllı ve killi toprak yeterlidir, “fakir toprakların zengin ağacı” diye anılır.


Yıllık yağışın minimum 600 mm’yi bulduğu sahalarda sulanmaksızın yetiştirilebilir. Yıllık ortalama 220 mm yağış zeytin ağacının verimli bir şekilde büyümesi için yeterlidir. Kuraklığa dirençlidir, bu direnç iklim değişimlerine adapte olabilen karakteri ile bağlantılıdır. Mısırda Nil kenarında günde 14 saat yılda 10 ay damlama sulama yapılarak çöl toprağında zeytin yetiştirilebilmektedir.


Yurdumuzda zeytinliklerin yaklaşık % 75'i eğimli, dağlık ve yamaç arazilerde yer almaktadır.


800-1000 metre civarı zeytin tarımı için genel üst sınırdır. Özel mikro klimalarda (bazı dağ etekleri ve güneye bakan korunaklı alanlar) 1200 metreye kadar istisnai olarak yaşayabilir.


Kışın -7°C ile -10°C'ye kadar dayanabilir. Meyve olgunlaşması için uzun sıcak bir döneme gereksinim duyar.


Yaşam Döngüsü


Narindir, yavaş büyür, yetiştirmesi emek ister fakat, oldukça uzun ömürlüdür. İyi ve doğru tarım uygulamaları ve düzenli budama ile yüzlerce yıl ürün verme kapasitesine sahiptir. Yaşı ilerledikçe heybetli estetik bir görünüme bürünür. Boyu 8-10 metreye ulaşabilir.


Ortalama ömrü 300-400 yıldır, verimli bir ömrün sonunda boşalan gövdesi kuruyarak dibinden yeşeren yeni sürgünler yeniden yeni bir ağaca dönüşebilir. Orman yangınlarında yanan alanda birkaç ay içinde yeniden yeşerebilir. Bitkinin toprak üstü kısımları yansa da toprak altı kısımları ölmemiştir.


500-1000 yaş arası olanlar "yaşlı" veya "olgun" anıtsal ağaç olarak adlandırılır. 1000-2000 yaş arası "antik zeytin ağacı" ya da "ata ağaç" sınıfına girer, Akdeniz Havzası'nda bu yaş grubunda birçok ağaç mevcuttur. 2000 yaş ve üzeri "kadim ağaç" olarak nitelendirilir.


Ülkemizde 2010’larda Mersin’de odun olarak kesilmek üzereyken kökleri olduğu fark edilen 800 yıllık zeytin ağacı, iki yaşındaki bir fidan ile aşılanıp yoğun bir besleme ve bakım süreci sonrasında meyve vermeye başlamıştır. 500 yaşını geçmiş bu tür ağaçların bir kısmı ülkemizde en çok Muğla ve çevresinde mevcuttur.  


Kadim ağaç sınıfına giren en ünlü zeytin Girit'teki "Vouves Zeytin Ağacı"dır. Yaşının üç bin yıldan fazla olduğu düşünülmektedir, üstelik hala zeytin de vermektedir.



Fotoğraf; Zeytin Ağacı, Dr. Suat Çağlayan Arşivi.
Fotoğraf; Zeytin Ağacı, Dr. Suat Çağlayan Arşivi.


Zeytin Ağacının Morfolojik Özellikleri


Fidan


Dikimi yapıldıktan yaklaşık 5 ila 8 yıl sonra ürün vermeye başlar. Fidanlar yabani zeytin ağacı (delice) gövdesine aşılanarak yapıldığında köklenme daha hızlı ortaya çıkar ve gençlik kısırlığı dönemi daha kısa sürer. 15 yaşına geldiğinde tam verim çağına gelir, 35 yaşına kadar verimi artmaya devam eder, ardından azalmaya başlar. Ortalama ömrü 300 yıldır, teorik olarak 3000 yıl yaşayabilir, “incir babadan, zeytin atadan” özdeyişi ağacın bu karakterinin anlatımıdır.


Büyüme ve Gelişme


Çok yıllık bir meyve ağacı olarak, yaşamının ilk evresindeki büyüme ve gelişmesi birkaç yıl sürer. Bu süre fidan olarak dikilen ağaçta daha kısayken çekirdekten büyütülenlerde 8 yıla kadar uzayabilmektedir, bundan dolayı çekirdekten filizlendirme uygulaması rutinde yapılmaz. Çiçeklerin oluşmadığı ve bu nedenle tohum ve meyvenin meydana gelmediği bu evreye vegatetif dönem (gençlik kısırlığı) adı verilir. Bu dönemde köklenmesi kuvvetlidir. Ardından generatif döneme geçer; eşeyli üretime yani cinsel yönden farklı iki ayrı hücrenin kaynaşması sonucu döllenmiş tohumdan yeni bir bireyin oluşması ve gelişmesine benzer. Bu dönemde çiçeklenme ortaya çıkar.


Gövde


Gövde farklı ana dalları kökleri ile birleştiren, birbiri ile bağlantısı olmayan damar sistemlerinin bir araya gelip birleşmesinden oluşur. Yapısı fonksiyonel yönden birbirinden bağımsız farklı bölümleri olan bir takıma benzer. Bu özellik her bir ana dalın farklı ve bağımsız bir gelişme süreci göstermesi ile sonuçlanır, bu nedenle gövdenin etrafındaki toprak şartlarının farklılığı düzensiz taç (tepe) gelişimine neden olabilir. Diğer yandan yaşı ilerlemiş bir ağaç gövdesinin oluklu bir dış görünüşe sahip olmasının da nedeni bu karakteridir.



Fotoğraf; Zeytin ağacı, gövdeyi oluşturan birbirinden bağımsız damar yapısına sahip 3 bölümü yaşamına devam ediyor, diğerleri yok olmuşlar, Fuat Dürük Arşivi.
Fotoğraf; Zeytin ağacı, gövdeyi oluşturan birbirinden bağımsız damar yapısına sahip 3 bölümü yaşamına devam ediyor, diğerleri yok olmuşlar, Fuat Dürük Arşivi.


Ağacın gövdesi yaşı ilerledikçe şekil değiştirir, düzgün gri renkli kabuğunda çatlaklar oluşmaya başlar. Yaşı ilerledikçe girintili çıkıntılı, eğri büğrü ama estetik bir görünüşe doğru değişim gösterme özelliği vardır. Ağacın tacı, her sene genişler, verimli topraklarda taç açık ve asimetrik gelişim gösterirken, verimsiz topraklarda yoğun ve yuvarlak karakterdedir. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklıdır.


Toprak düzeyinde ya da hemen altında gövdeden daha geniş, yumrular oluşturan bir gövdesi daha vardır, kökleri buradan çıkarak dallanır. Ağaç gövdesinin toprak altında kalan bu kısmına “turp”, bunun etrafındaki şişkinliklere “yumru” denir. Turp, ağacın yedek gıda deposudur. İhtiyaçtan fazla nem ve bitki besinlerini burada depo eder. Zeytin ağacının herhangi bir kısmı kök yapma özelliğine sahiptir. Ağaç belli bir yaşa eriştikten sonra şekillenen yumrular daha çok kök yapma kapasitesine sahip olurlar, ağacın kendini yenileyebilme karakteri bu yumrular ile ilişkilidir.


Verim azlığı ya da hastalık nedeniyle kesildiğinde, gövdenin köke yakın bölgesindeki obur dalların (toprağa yakın bölgesindeki dip filizlerinden) yıllar içerisinde ağaca dönüşme olasılığı vardır. Belki de bu yüzden ona "Ölmez Ağaç" ismi yakıştırılmıştır. Obur filizlerin gençlik kısırlığı (meyve vermemesi) süresi yukarıdaki dallarından çıkan filizlerle karşılaştırıldığında daha uzundur.


Boyu 8 metreye kadar ulaşabilir fakat hasat yapmak zor olacağı için budanarak bu boya ulaşması sıklıkla engellenir. Ağaç gübre ve sudan yoksun kaldığında, yaşamını turp kısmındaki yedek gıda ile sürdürür. Bu yüzdendir ki zeytin ağaçları gıdasız ve susuz kaldıklarında diğer meyve ağaçları gibi kolay kolay kurumaz verimden düşmezler. Turp’un büyük bir bölümü toprak altında olup, tabanı düzdür. Halk arasında turp’a çotuk (toprağın üstünde kalmış ağaç kökü, kesilen bir ağacın toprak dışında kalan kısmı) denir. Toprak üstündeki ya da yumrulardan hemen sonra normal gövde biraz daha ince bir biçim alarak yükselir.


Gövde ve dallarının biçimi insan (budama) ve çevre koşulları (iklim ve beslenme) tarafından şekillendirilir.


Morfolojiden Gelen Estetik


Gövdenin iç damarlanması estetik açıdan dekoratiftir. Eski çağlarda kutsal olduğuna inanıldığı için heykel ve tapınak ahşabı yapımında kullanılmıştır. Aynı sebepten ötürü tespih üretiminde de kullanılır. Geçmişte Kudüs'ten getirilen zeytin ağacı gövdesinden yapılan tespihlerin, şehrin kutsallığına istinaden olsa gerek, daha değerli olduğuna inanılırmış.


Zeytin ağacı genellikle odunu için kesilen bir ağaç değildir fakat hastalandığında ya da gençleştirme için yapılan sert budamalardan elde edilen odunu eşya ve dekoratif obje yapımı için en çok aranılan ağaçtır.


Budama döneminde budanan dal ve yapraklar parçalayıcı makinalar ile öğütülüp sürdürülebilir tarım amacıyla toprağı beslemek amaçlı kullanılabilir.


Kök


Genellikle 1,5 metreye kadar uzanır, gerekirse -ender de olsa- gövdenin 3 misli derinliklere de ulaşabilir, ağaç konumunun mümkün kıldığı koşullara adapte olma kapasitesine sahiptir. Köklerinin en yoğun olduğu yer 25-60 cm arasıdır. Fide ilk yıllarında kazık kök oluşturur, yıllar içerisinde yana uzayan kökler ana kök haline gelecektir, kazık kök kaybolmaya yüz tutar çünkü kayalık Akdeniz toprağı kazık kök gelişimine çok da uygun değildir. Zamanla toprağın yüzeyine yakın -yaklaşık 10 cm derinlikte- seyreden kılcal dallar oluşmaya başlar. Bu kılcal dalları ile toprağın hemen altından yanlara doğru gövdenin üç metre uzağına kadar ulaşabilir. Beyaz renkteki kılcal genç kökler besin ve su emiliminde en aktif olan kök bölümüdür. Zeytin kök yapısının derinliği, yanal yayılımı ve dallanma yoğunluğu toprağın tipine, derinliğine, havalanma ve su içeriğine göre farklılaşma gösterecektir. Zeytin bahçelerindeki ağaçların yan kökleri vasıtasıyla birbirleri ile iletişim içerisinde olduğu gösterilmiştir. Ağacın toprak ve diğer olumsuz koşullardan daha az etkilenmesi, kılcal köklerin kendilerini yenileyebilme yetisi ile ilişkilidir.



Fotoğraf; Zeytin Kökü, Köstem Zeytinyağı Müzesi, Urla/İzmir.
Fotoğraf; Zeytin Kökü, Köstem Zeytinyağı Müzesi, Urla/İzmir.


Yaprak


Cinsine göre değişmekle birlikte ortalama 6 cm boyunda, 1 cm genişliğindedir. Yaşlanma ile birlikte kalınlaşır.


Alt yüzü tüylüdür, trikomdan ve stomadan zengin yüzdür, açık yeşil renktedir. Trikomlar ya da şemsiyemsi pullar, ipeksi kalkan biçiminde tüylerdir alt yüzün mavimsi gümüşi-gri rengini verir. Stoma ağacın gaz alışverişi için kullandığı, fotosentez ve terleme olaylarında önemli rol oynayan mikroskobik gözeneklerdir. Trikomlar ve stoma su kaybını azaltarak kurak iklim koşullarına uyum sağlama işlevinde önemli rol oynarlar.


Yukarıya bakan yüzü tüysüzdür, daha koyu yeşildir. En dışındaki kutikulası (epidermis hücrelerinden salgılanan kütinden oluşan mumsu tabaka) kalındır, bu nedenle alt yüzünden daha parlak bir görünüme sahiptir. Stoması yoktur, güneş ışığından daha fazla faydalanır, güneş ışığının emilmesi yoluyla fotosentezi gerçekleştiren kloroplasttan zengin bir yapıya sahiptir.


Zeytin ışığı sever, güneşli bölgelerde verimi artar. Yaprakların ortalama 2-3 yıllık ömrü vardır, yenilenme bahar ayında gerçekleşir. Bu nedenle ağacın üzerinde her zaman yeşil-gümüş renginde yapraklar mevcuttur. Yaprakların doğrudan ışığa maruz kalması çiçeklenme için önemlidir. Budama yapılırken bu karakteri dikkate alınmalıdır, gölgelenme çiçeklenmeyi azaltır, meyve verimini düşürür. Ağacın iç kısmındaki yapraklar gölgelenme nedeniyle daha az fotosentez yaparlar.


Yaprak tanen (acımsı, buruk tada sahip polifenol molekülleri), uçucu yağlar, organik asitler, squalen mölekülleri içerir. Yaprağın içindeki bu moleküller soğuk ayrıştırma teknolojisi ile ayrıştırılabilir. Bu yolla elde edilen moleküller destekleyici gıda takviyeleri adı altında pazarlanmaya çalışılmaktadır fakat, insan dokuları düzeyindeki olası olumlu etkilerinin gerçek olup olmadığı hala araştırma evresindedir.


Zeytin yaprağı çayı son zamanlarda popüler olmaya başlayan bir içecek fakat, yüksek ısı yaprağın içerdiği fito-kimyasalların bir kısmının yok olmasına neden olacaktır.


Çiçek


İki farklı türdedir, biri çift cinsiyetli olup meyveye dönüşür, diğeri kısır çiçektir. Küçük beyazımsı/sarı renkli, kokusuz çiçekleri rüzgar –bir miktar da böcekler- aracılığı ile döllenerek meyveye evrilirler. Dallarda çiçeklerin ortaya çıkması için ağacın soğuğa maruz kalmaya ihtiyacı vardır. Bu evrede –dönem olarak ocak ayı- ağacın ortalama 50 saat +7 derecenin altında bir soğuk ile karşılaşması gereklidir. Nisan ila Mayıs aylarında çiçeklenme başlar. Hem erkek hem de dişi üreme organı bulunan çiçeklerin, kromozom sayısı 2n=46’dır. Tam bir zeytin çiçeği iki erkek bir dişi organ barındırır. Ağacın hava koşullarına karşı en hassas olduğu dönem çiçeğin meyveye dönüşüm sürecidir. Mayıs-Haziran aylarında, çiçeklenmeden yaklaşık 2 hafta sonra zeytin oluşmaya başlar. Çiçeklenmenin çok olduğu bir yılda verimin yüksek olması için çiçeklerin %2 sinin zeytine dönüşmesi yeterlidir.


Meyve verimliliği her yıl aynı olmaz, zeytin ağacı bir yıl verime geçerken diğer yılda kendini dinlenmeye ve verime hazırlar, meyve olarak az ürün verir, bu özelliğine “periyodisite” adı verilmiştir. Yerel halk arasında 'var yılı' ve 'yok yılı' olarak adlandırılır. Periyodisite özelliği her ne kadar ağacın kendine has bir karakteri olsa da; bu karakter iklim, düzenli budama yapılmaması, bilinçsiz gübreleme, yanlış hasat uygulamaları ve toprak işlemenin hatalı yapılması gibi birden fazla dış etkenler ile de ilişkilidir. Bu faktörlerin kontrol altına alınması periyodisiteye bağlı verim düşüklüğünü azaltabilir.


Meyve


Türüne göre farklılık göstermekle birlikte çoğunlukla oval bir dış görünüşü vardır, ortalama olarak beşte birini çekirdeği oluşturur, fakat türlere göre çekirdeği daha büyük de olabilir. Meyve eti olarak adlandırılan mesokarp kısmının bileşiminin çoğunluğu sudur, yaklaşık beşte biri yağ, kalan kısmı ise protein, lif, kül ve şekerden meydana gelir. Ayrıca mineraller, beta karoten (Vitamin A formu), vitamin E, özellikle vitamin B6 olmak üzere B vitaminleri, az miktarda Vitamin C, siyah zeytinde ise vitamin K bulunmaktadır.


Ağacın meyvesi olan zeytinin büyüklüğü ağacın cinsine göre farklılık gösterir, boyutları 1,5 gramdan 17 grama kadar çıkabilir, ortalama 2 cm boya 1 cm ene sahip eliptik bir yapıya sahiptir. Sert çekirdekli meyveler grubunda sınıflandırılır. Ülkemizde en büyük zeytin 7,5 gr ağırlıktaki İzmir Sofralık çeşidi, en küçük olan ise 1,7 gramlık Kilis Yağlık çeşididir.


İlk ortaya çıktığında yeşil renge sahip olan meyve, olgunlaştıkça türüne bağlı olarak değişen farklı renklere bürünür kırmızı/siyah, parlak siyah, bordo, mor ya da açık yeşil bir renge dönüşür. Meyve olgunlaşırken sadece renk değiştirmez, içeriğindeki moleküllerin miktarı da farklılaşır. Örneğin; yeşil renkteyken Polifenol miktarı yüksektir, siyaha döndükçe azalır. Squalen miktarı ise siyaha döndükçe artar. Kabuğunda yağ bulunmaz, yağ meyve etinden ve çekirdeğinden elde edilir. Ülkemizde literatüre geçmiş otuza yakın çeşit vardır. Ancak Anadolu’nun zeytin çeşitleri açısından çok zengin olduğu, çok sayıda literatüre geçmemiş türlerin olabileceği düşünülmektedir.


Meyve gelişimi sırasında meyve bünyesinde biyokimyasal, fiziksel ve fizyolojik değişimler olmakta ve zeytinin yağ karakteristiği ve aroması üzerine doğrudan etki yapmaktadır.

Dünyanın farklı coğrafyalarındaki zeytinlik arazilerin toplamının ortalama 8 milyon hektar olduğu bilinmektedir. Ülkemiz bu varlığın yaklaşık %10’dan fazlasına sahip olup yeryüzündeki belli başlı zeytin üreticilerinden biridir.


Zeytin, zengin yağ içeriği ile kuşlar için iyi bir besin ve enerji kaynağıdır. Pamukcuk, kara tavuk, sığırcık ve birçok ötücü İspinozgiller türü tarafından besin kaynağı olarak tüketilmektedir (kaynak).


Kuşlar daldaki zeytinleri ya da yere düşmüş belli bir boyutun altındaki zeytinleri tüketebilirler. Meyvenin etini sindirdikten sonra çekirdeğini dışkıları ile atarlar. Zeytin çekirdeği sert ve odunsudur, bu nedenle çekirdekten fide oluşturmak zordur. Bahsi geçen kuş türleri, sindirim sistemlerindeki enzimler yoluyla, çekirdeğin sert yüzey yapısını yumuşatıp inceltir. Ağacın doğada kuş dışkısı ile toprağa düşen, dış yüzeyi yumuşatılmış bu zeytin çekirdekleri vasıtasıyla yayıldığı anlaşılmıştır.


Çekirdeğinden tespih ve kolye yapılır.


Zeytinyağı üretimi sırasında ortaya çıkan atıktan (pirina, küspe) ayrıştırılan çekirdekler biyo-yakıt olarak kullanılabilir, kalan kısmı ise belli başlı bazı süreçlerden geçirildikten sonra gübre olarak kullanılabilir.


Ülkemizde, Gaziantep Üniversite Biyoloji Bölümü, çekirdeğinden kahve yapma projesi yapmıştır fakat elde edilen kahverengi toza kahve ismi verilmesi tartışmaya açıktır.



Zeytin Tarımı


Yaban Olea europaea L. oleaster doğal ortamında dayanıklı bir ağaç olmasına rağmen, ıslah edilmiş Olea europae L. sativa bakıma gereksinim duyar.


Sativa türü tarım yaparak çoğaltılmak istendiğinde, doğru tarım uygulamalarına ihtiyaç gösterir. Toprağın 10 cm den daha derin sürülmesi kılcal köklere zarar verilebilir, gübre ve besin uygulamaları ve dozları toprak analizi sonuçlarına göre belirlenmelidir.


Yaz aylarında aşırı olmamak şartıyla düzenli sulanması verimi ve dane iriliğini arttırır, aşırı sulama yağın aromasına olumsuz etki yapar.


Budama ağacı gençleştirir. Sürgün adı verilen yeni dalların fazlasının kesimi ağacın bu dalları beslemek için harcayacağı enerjiyi azaltacak, meyve oluşumu ve büyümesine destek olacaktır. Hasat sırasında dallara zarar verilmemeye özen gösterilmelidir.


Zeytin hasadı mekanize yöntemlerle ya da insan gücüyle yapılabilir. Hangi yöntemin uygulanacağı ağacın yaşına, tipine ve bahçedeki ağaçların dikim mantığına göre farklılık gösterir. Günümüzde zeytin hasadında çalışacak insan gücü bulmak her geçen yıl zorlaşıyor, bu nedenle ağacı gövdeden ya da dallardan sallayarak gerçekleştirilen mekanize hasat yöntemi gittikçe yaygınlaşmaktadır. Her zeytin ağacı gövdeden sallanmaya uygun değildir, hangi hasat yönteminin uygulanacağı bahçedeki ağaçların morfolojik yapısına ve bahçenin geçmişinden gelen karakterine göre belirlenmelidir.



Kaynakça:


  1. AkDelice Yabani Zeytini ( Olea europaea L. subsp. oleaster) ve Zeytinyağının Karekterizasyonu; Mücahit Kıvrak (Balıkesir Üniversitesi, Edremit Meslek Yüksekokulu, Edremit/ Balıkesir), Aslı Yorulmaz ( Adnan Menderes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, Aydın), Hakan Erinç (Niğde Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, Niğde), GIDA (2016) 41 (5): 367-372.


  2. Extraction of Oleuropein from Olive Leaves, A Thesis Submitted to the Graduate School İzmir Institute of Technology, by Gülin GÜMÜŞBULUT, December 2020 İZMİR.


  3. Dünya Zeytin Ansiklopedisi; Uluslararası Zeytin Konseyi; Fausso Luchetti, 1997.


  4. Zeytinyağı; Fahrettin Göğüş, Mücahit Taha Özkaya, Semih Ötleş, Eflatun Yayınevi, 2009.


  5. Zeytin Ağacının Fizyolojisi; Ders Notu: 9, Dr. Mücahit Kıvrak, Balıkesir Üniversitesi Edremit Meslek Yüksek Okulu Zeytincilik Bölümü.


  6. https://www.arkeolojikhaber.com/haber-ata-agacin-luminesans-tarihlendirme-ile-3-bin-yasinda-oldugu-anlasildi-23764/.


  7. https://arkeofili.com/girit-adasinda-3-000-yillik-zeytin-agaci-hala-meyve-veriyor/.


  8. https://resources.birdssa.au/images/saopdfs/Volume30/1988V30P158.pdf.


  9. https://gazeteoksijen.com/gastronomi/zeytin-cekirdeginden-turk-kahvesi-uretildi-152991.


  10. https://journals.openedition.org/encyclopedieberbere/1613?lang%3Den.


  11. https://evrimagaci.org/agac-asilama-nedir-nasil-ve-neden-yapilir-7843.



 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page