top of page

Sabun Kültürü Geçmişi IV - Sanayi Devriminden Günümüze

  • Yazarın fotoğrafı: Uğur Saraçoğlu
    Uğur Saraçoğlu
  • 12 Şub
  • 5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 Şub

Michel-Eugène Chevreul (1786-1889), Fransız kimyager, kimya literatürüne yeni bir dizi organik maddeyi sokmuş, sabunlaşma reaksiyonunu bilimsel anlamda tanımlamıştır. Hayvansal yağların kimyasal bileşimini tanımlamış, renk teorileri ile Fransız resim tekniklerini etkilemiştir. Ağaçlardan izole ettiği birkaç renkli bileşen mevcuttur. Renklerin optik karışımı üzerine ayrıntılı araştırmalar gerçekleştirip binlerce tondan oluşan renk ölçekleri üretmiştir.
Michel-Eugène Chevreul (1786-1889), Fransız kimyager, kimya literatürüne yeni bir dizi organik maddeyi sokmuş, sabunlaşma reaksiyonunu bilimsel anlamda tanımlamıştır. Hayvansal yağların kimyasal bileşimini tanımlamış, renk teorileri ile Fransız resim tekniklerini etkilemiştir. Ağaçlardan izole ettiği birkaç renkli bileşen mevcuttur. Renklerin optik karışımı üzerine ayrıntılı araştırmalar gerçekleştirip binlerce tondan oluşan renk ölçekleri üretmiştir.


Osmanlı Devleti Coğrafyası


Hem Fransa hem de Osmanlı devleti fes üretimi de dahil tekstil ve yün işlikleri ile sabun üretimi için ciddi miktarda zeytinyağına ihtiyaç duyuyordu. 1800 yıllarının başında Marsilya sabun işliklerinin ihtiyacı olan zeytinyağı ithalatının %55’i Osmanlı zeytin bölgelerinden yapılıyordu. Girit’in ünlü zeytin bölgesi Hanya ise bu arzın %22’den fazlasını karşılıyordu.


17. ve 18. yüzyıllarda, Osmanlı Devleti sabundaki temel alkali madde olan külün taşınmasını zorunlu kılan mali düzenlemeleri gevşetir. Bu politika, külün Suriye'nin Humus ve Hama çöllerinden Trablus’a (Lübnan) ulaştırılmasını kolaylaştırır. Nakledilen külün üçte ikisi, yasal olarak, Osmanlıların Trablus’ta kurduğu dört adet devlet sabun işliğine tahsis edilir. Bu uygulama ile Trablus'daki "Han al-Sabun, Sabun Hali" yerel sabun endüstrisinin kalbine dönüşür. Bu süreç sonunda, Trablus sabunları Levant’ın (bugünkü Lübnan) dışındaki noktalara ve hatta Osmanlı dünyasının ötesine ulaşacak bir duruma gelir.



Sergi Sabunculuğu


Osmanlı topraklarında geleneksel sabun üretim biçimine "Sergi Sabunculuğu" adı verilir, üretim “Sabunhâne” adı verilen işleklerde yapılırdı. Bu yöntemde sabunlar kalıp olarak dökülür, geniş bir zeminde sergi şeklinde açılır, kalıplar şeklinde kesilir ve üretimi yapan usta ile atölyenin ismi ahşap damga ile sabunun üzerine basılırdı.


Üretim yöntemlerinin sanayileşmesi ile "Ahşap Damga; Sabun Mührü" kullanımı çok azalmıştır, bununla birlikte, az da olsa, hala kullanıldığı az sayıda küçük sabun işletmesi vardır.


Antakya’da yaklaşık 2 milyon ton zeytin hasadı yapılırken, 1 milyon 650 bin tondan fazla sabun üretimi gerçekleştirildiği tarihsel kayıtlarda geçiyor.


Zeytinyağı kültürü geçmişi açısından en köklü ada olan Girit, Osmanlı’nın en kaliteli ve aranan Kandiye Sabunlarını üretiyordu. Girit adasında 1723 yılında altı olan sabun işliği sayısı, 1750’lerde on iki, 1783’de ise on sekizi bulur.




Avrupa Coğrafyası


Fransız İhtilâli döneminde Marsilya ve çevresinde sabun üretimi yılda 3500 tona, sabun fabrikalarının sayısı 34'e çıkar, sabun artık bir ihraç ürünüdür, en çok Amerika'ya gönderilmektedir.


Kimya Bilimi ve Kimyagerler Sahnede


Bu dönemden önce, sabun yapımında kullanılan kül veya doğal soda çözeltisinde birçok yabancı madde bulunuyordu, gramaja dayanan ince kimyasal hesaplamalar yapılamıyordu, bundan dolayı da elde edilen sabunlar istenilen saflıkta ve beyazlıkta değildi. 18. yüzyılın sonunda, iki kimyager'in -Fransız Nicolas Leblanc ve İskoç James Keir- tamamen kimyasal yollarla soda (Na₂CO₃) imal etmesi sabun üretiminde yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır. Leblanc doğrudan NaOH değil ama “soda külü” üretmişti. Sodayı kireçle kostikleştirme (causticizing) yaparak NaOH elde etti, fakat ilk başlarda bu yöntem maliyetli olduğu için hemen yaygınlaşmadı.


Sabun tarihinde üretimin basit bir ev işleğinden ya da zanaat olarak bir el işçiliğinden ticari anlamda endüstriyel bir sanayiye evirileceği dönemin başlangıcına gelinmiştir. Tuzlu suyun elektroliziyle (klor-alkali fikri) ilgili ilk patent İngiltere’de Charles Watt tarafından alınır. böylece daha saf NaOH elde edilir. 19. yüzyıla ulaşıldığında kimyasal yağlar ve kontrast renkler konusundaki çalışmaları ile ünlü Michel Eugene Chevreul’un gerekli kimyasal formülleri ortaya koymasıyla, bizim bugün sabun dendiğinde anladığımız biçimde -modern anlamda- sabun üretiminin yapılacağı döneme ulaşılır.


1800 lü yılların başında Nicolas Leblanc soda ile işleme usulünü keşfin sabun üretiminde ciddi bir artışa neden olmuş, Galenden 1500 yıl sonra Louis Pasteur iyi kişisel hijyenin hastalıkların yayılmasını azaltacağını ilan etmiştir.


Londra’da kaliteli şeffaf sabun üretimine 18. yüzyılın başlarında  başlanır ama, İngiltere'de kaliteli sabun, daha yüzyıl boyunca, sadece üst tabaka seçkinlerin kullandığı bir lüks tüketim malzemesi olarak kalacak ve sıradan halka ulaşamayacaktır.


1863’te, Belçikalı kimyager Ernest Solvay karmaşık bir metota sahip, büyük bir enerji tüketimi ile gerçekleştirilebilen maliyetli Leblanc sürecinin yerine kullanılabilecek, daha ucuz ve uygulaması kolay Solvay yöntemini tarif eder. Böylece alkali hammadde oluşturma maliyeti düşmüş, üretilen sabunların hem kalitesi hem de miktarı artmıştır.


Fransa devleti, Napolyon harplerinden sonra, sabuna bir hayli yüksek oranlarda vergi koyar, ardından 1853 de bu yüksek oranlı vergi kaldırılır. Karar devletin bir milyon sterline yakın bir vergi kaybına neden olur ama toplumda sabun kullanımı artar.



Ambalajlı Sabun Üretimi


19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başları itibariyle endüstriyel ölçekte sabun üretimi, sabun kullanımında yeniden büyük ivmelenme sağlayacaktır. 1884’te İngiliz Sanayici William Hesketh Lever (1851 – 1925) tarihteki ilk ambalajlı sabunları pazara sunar. 20. yüzyıla ulaşıldığında, endüstriyel soda üretiminin ucuzlamasına ek olarak, buhar gücünün kullanılma girmesi, ulaşımdaki gelişmeler ve sağlık kurallarının önemini üzerindeki toplumsal farkındalığın artması Avrupa kentlerinde sabun üretimini doruk noktasına ulaştırır.



Hayvansal ve Bitkisel Diğer Yağların Kullanıma Girmesi


Sanayi Devrimi ile birlikte, sabun üreticileri üretim kapasitelerini buharlı üretim araçları icat edildiği oranda arttırmaya başlamışlardır. Hammadde olarak kullanılan zeytinyağı talebi Akdeniz coğrafyasından karşılanamaz duruma gelir. Sıkıntı sömürge limanlarından hammadde olarak kullanılacak olan başka yağların tedariki ile giderilir. Bu yüzden sabun üretimi formüllerinde bazı değişikliklere gidilir. Tohum yağları, hayvan yağı ve koko yağı gibi yeni yağları kullanarak sabun üretimine hız verilir.


Avrupa'nın güneyinde hammadde olarak bitkisel yağlar tercih edilirken, kuzeyinde hayvansal yağlar tercih edilmektedir, balık yağı bile kullanılmıştır. Sabun yapımı için hazırlanan akışkan eriyiğe -sabun hamuruna- çeşitli esanslar ve çiçekler katılarak, sabun kültürü zenginleştirilir.


Marsilya, Cenova gibi Akdeniz sahil kentlerinde bulunan sanayilerdeki fabrikalarda sodyum karbonatlı sabun yapımı yaygındır, bunda dolayı üretilen çıktı "Sert Sabun" türüne girmektedir. Avrupa'nın bir çok yerinde yumuşak potas sabunlarını, sert sodyum sabunlarına dönüştürme denemesi tuzlu su ile yapılmıştır, fakat bu işlemin ilk ne zaman yapıldığı bilinmiyor.



Kuzey Amerika'da Sabun Üretimi


Amerika’da sabun endüstrisinin gelişmesi domuz pastırması ve mum üretim sektöründeki yeniliklerle ivme kazanacaktır. Kasaplık mesleğinin yaygınlaşması halkın kendi hayvanını kendi kesme alışkanlığının yok olmasına, ampulun keşfi ise hammadde olarak hayvansal yağların kullanıldığı mum endüstrisini geriletir. Bu iki gelişmeden ilki kasaplar üzerinden toptan hayvansal yağ eldesini kolaylaştırırken, diğeri mum yerine sabun üretimi için ayrılan yağın miktarında artışa neden olur.


19. yüzyılın ilk yarısında, Cincinnati’li mum imalatçısı William Procter mum sektöründen vazgeçip sabun sektörüne girmeye karar verir, bu aksiyon ortağı James Gamble ile birlikte dünyanın en büyük tüketici ürünleri şirketine [Procter & Gamble] dönüşme hikayesinin başlangıcıdır.


1886’da küçük bir sabun atölyesi satın alarak sektöre giren William Hesketh Lever ve kardeşinin kurduğu şirket ise günümüzde "Unilever" adı ile bilinen global bir şirkete dönüşür.



Günümüzde Sabun Kültürü


Zamanla hammaddeye yönelik geliştirilen birçok kimyasal buluş, uygulama ve  teknolojik gelişmeler ortaya çıkar. Modern çağda sabun kullanımının bu kadar yaygınlaşmasının en büyük nedeni mikroorganizmalarla savaştır, toplumda temizlik alışkanlıkları ve temizlik kültürü ile hastalıkların ve ölümlerin azaltılabileceği bilinci artık kökleşmiştir.


Günümüzde sabun sadece temizlik ve kozmetik amaçlı kullanılmıyor, kadim zamanlara dayanan medikal tedavi amaçlı kullanımı hala devam ediyor (sivilce, kepek, bazı cilt hastalıkları vb.), dekor amaçlı (kokulu süs sabunları) kullanımı gittikçe yaygınlaşıyor.


Gelenelsel Sabun Üretimi; Yaşayan Bir Nostalji


Geleneksel yöntemle ticari amaçla yüksek miktarda zeytinyağı bazlı sıcak sabun üretimi yoğun el emeğine ve ustalığa dayanan zor ve zahmetli bir süreçtir. Hava ve iklim koşullarına bağlı olarak yoğun bir emek ister, üretim sürecinde yapay sertleştirici, köpük verici, koruyucu ve kimyasal koku verici maddeler ya da hayvansal kökenli yağ kullanılmaz.


Ticari sabun yapımında kullanılan sentetik katkıların ve kimyasalların olası olumsuz etkilerine karşı artan farkındalık ve "doğal" olduğuna inanılan her türlü ürüne karşı artan toplumsal yönelim geleneksel sabun talebini de arttırmaya başladı. Anadolu'da Selçuklu döneminde ahisi Osmanlı döneminde loncası olan bu mesleğin modern Cumhuriyet döneminde maalesef hala bir meslek odası yok.


Son yılların en güncel üretim yöntemi ise "Soğuk Sabun" ya da "Soğuk Döküm" olarak adlandırılan teknik. Evde sabun yapmak ve sadece zeytinyağının kullanıldığı "Zeytinyağı Sabunu" kullanmak gittikçe popülerleşiyor.


 

Kaynaklar:

 

1. Türk Kültür Coğrafyasından Özel Bir Örnek: Türk Sabunları, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Ekim 2019, Dr. Güven Şahin, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Coğrafya Anabilim Dalı.





5. Türkiye'de Sabunhaneler; Müge Çiftyürek, Doktora Tezi, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Sanat Tarihi Doktora Programı, Pamukkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021. Doktora Tezi, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Sanat Tarihi Doktora Programı.



 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page