top of page

Zeytinyağı Kültürü Geçmişi XII - Antik Helen ve İyon Uygarlığı II

  • Yazarın fotoğrafı: Uğur Saraçoğlu
    Uğur Saraçoğlu
  • 21 Şub
  • 8 dakikada okunur
Aryballos; çömlek parfüm/merhem yağı vazosu, Chigi Ressamı, üzerinde yabani tavşan avı ve at yarışı yapan 18 savaşçı figürü mevcut, üst kısmı aslan başı şeklinde, yaklaşık 7 cm, M.Ö. 640, Korinthos, kaynak
Aryballos; çömlek parfüm/merhem yağı vazosu, Chigi Ressamı, üzerinde yabani tavşan avı ve at yarışı yapan 18 savaşçı figürü mevcut, üst kısmı aslan başı şeklinde, yaklaşık 7 cm, M.Ö. 640, Korinthos, kaynak


Zeytinyağı; Atina Merkezli Klasik Yunanın Sembolü


MÖ 1200 yıllarında gerçekleşen Deniz Kavimleri Göçü/Ege göçleri ile yıkılan Miken Uygarlığının ardılı olan Antik Yunan Uygarlığı için -vücut bakımı ve parfüm imalatında kullandıkları- zeytinyağı dışarıdan en fazla ithal edilen mallardan biriydi. Zeytinyağı o devirlerin Levant bölgesi (günümüz Suriye ve Filistin coğrafyası) için ihraç edilen bir ürün, Mısır Yunanistan ve sonrasında Roma pazarları için ise ithal edilen bir ticaret malıdır.

 

Klasik Yunan Atina'sındaki kamu yaşamında en çok zeytinyağı tüketilen mekan olasılıkla spor etkinliklerinin yapıldığı mekanlardı; içinde oturma yerleri, teraslar ve hamamların olduğu, çevresinde sundurmalı avluların bulunduğu büyük "Gimnazyum" adı verilen binalar. Gimnazyumlara ancak egemen üst sınıf soylu ailelerin erkek çocukları girebilirdi, genç erkekler geleceğin olası liderleri olmak için ihtiyaç duydukları eğitimleri burada alırlardı. Atina vatandaşı olan soylu genç erkekler sabah Gymnasium'da zeytinyağı ile vücutlarını, öğleden sonra Zeus'un kızları olduğuna inandıkları ilham perileri Müzler'den aldıkları ilahi esinle felsefe ve sanat tartışmalarına katılarak ruhlarını besliyordu.

 

Yüzyıllar boyunca kaliteli zeytinyağı ticareti, dört yılda bir tanrıça Athena onuruna onun doğum gününde gerçekleştirilen Pan-Atina (Panathinakos; Her Şey Atina İçin) oyunlarının galiplerinin elindeydi. Sadece erkeklerin yarıştığı dört yılda bir yapılan bu oyunlar, Olimpiyat Oyunlarında sonraki her üçüncü yılda 25-29 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirildi. Pan-Atina Oyunlarında, çeşitli atletizm yarışmalarında galiplere, ödül olarak her biri yaklaşık kırk litre kapasiteye sahip, özel şekilli ve süslemeli “Pan-Atina Amforaları” verilirdi. Antik bir testi olan bu amforanın üzerinde, bir tarafında Athena’nın diğer tarafında sporcunun yarıştığı spor dalı resmedilir, içinde zeytinyağı bulunurdu. Yarışmalar boyunca başlarına zeytin çelengi takıp yürüyüş alayı gerçekleştirmek de bakire kızların göreviydi.

 


Pişmiş Topraktan Yapılmış Yunan Siyah Figürlü Pan-Athenik Ödül Amforasının arka yüzü, kahverengimsi kızıl renkli kulplu mat seramik terakota amfora, kil bazlı pişmiş topraktan yapılmış, koşu yarışı tasvir edilmiş, Panathenaia oyunlarındaki bilinen en eski etkinlik, Euphiletos ressamına atfediliyor, yaklaşık MÖ 530, yükseklik 24 1/2 inç (62,2 cm), kaynak.
Pişmiş Topraktan Yapılmış Yunan Siyah Figürlü Pan-Athenik Ödül Amforasının arka yüzü, kahverengimsi kızıl renkli kulplu mat seramik terakota amfora, kil bazlı pişmiş topraktan yapılmış, koşu yarışı tasvir edilmiş, Panathenaia oyunlarındaki bilinen en eski etkinlik, Euphiletos ressamına atfediliyor, yaklaşık MÖ 530, yükseklik 24 1/2 inç (62,2 cm), kaynak.


Afrika’daki Kirene ve Batı’daki Marsilya’ya kadar Akdeniz dünyasının farklı alanlarında arkeolojik kazılarda bulunan Pan-Atina amforaları, çok miktarda zeytinyağının başta Levant bölgesi olmak üzere daha doğudaki zeytin tarımı yapılan coğrafyalardan Yunan Yarımadası'ndaki ve daha batı Akdeniz'deki şehir devletlerine gönderildiğinin göstergesidir. Arkeologların yazı bilimsel kanıtlara dayalı değişik tahminlerine göre, oyunlarda galiplere ödül olarak verilen zeytinyağının toplam miktarı kırkı iki ila yetmiş iki tonu bulurdu.


Erkeklerin yıllık tüketimi ise spor, masaj ve cilt sağlığı için 5 litrenin üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Soylu Yunanlıların sadece atletizm çalışmalarında değil, banyodan sonra da vücutlarına içeriğinde zeytinyağının da bulunduğu kokulu yağlardan sürme alışkanlıkları olduğu biliniyor.



Antik Yunan Banyo Kültürü


Antik çağda bugün bildiğimiz anlamda kalıp ya da sıvı sabun yoktu. Temizlik, tamamen mekanik ve kimyasal bir sürece dayanıyordu; temizliğin ilk adımı vücuda zeytinyağı sürmekti. Yağ, gözeneklerdeki kiri ve teri yumuşatır, yağla yumuşayan kir ve ter bronz veya demirden yapılmış "Strigilis" (latince kazıyıcı, bronzdan yapılma L şeklinde bir tür antik hamam kaşağısı, cilt kazıyıcı) ile kazınırdı. Kazıntıya ise "Glios"denirdi. Daha derin bir temizlik için meşe külü veya doğal soda (natron) suyla karıştırılarak "sabunumsu" bir etki yaratılırdı. Bu karışım yağı çözer ve kirin ciltten uzaklaştırılmasını kolaylaştırırdı.  Bazen peeling etkisi yaratmak için ince kum da kullanılırdı. Banyo aktivitesinin son basamağı ise soğuk su havuzuydu.



Kylix (Antik Yunan İçki Kabı); yayvan ve ayaklı bu kap içkili sohbet toplantılarında şarap içmek için kullanılır. Çoğu kylixin tabanında da resim bulunur, içki içildikçe "tondo" (yuvarlak sanat eseri) adı verilen bu resim ortaya çıkar. Beş "Ephebos" (18 - 20 yaşlarında erkekliğin eşiğinde olan gençlere verilen isim) banyo yapıyorlar. Hepsi tamamen çıplak tasvir edilmiş; o dönem yunan bilincinde var olan erkek egemen kültürün tipik dışavurumu. En soldaki sol kolunu bir strigil ile kazıyor, öne dönük diğerinin sol eli belinde. Merkez sağdaki figür (sırtı bize dönük, vücut çizimini çoğu tahrip olmuş) strigil ile kürek kemiklerini kazıyor. Onun solunda ona bakan figür sol eli ile strigil tutuyor, strigilin ucunu sağ işaret parmağının altına doğru uzatmış. En sağdaki, sol elinde bir strigil tutuyor, sağ elini avuç içi yukarı bakacak şekilde kaldırmış, kaynak.
Kylix (Antik Yunan İçki Kabı); yayvan ve ayaklı bu kap içkili sohbet toplantılarında şarap içmek için kullanılır. Çoğu kylixin tabanında da resim bulunur, içki içildikçe "tondo" (yuvarlak sanat eseri) adı verilen bu resim ortaya çıkar. Beş "Ephebos" (18 - 20 yaşlarında erkekliğin eşiğinde olan gençlere verilen isim) banyo yapıyorlar. Hepsi tamamen çıplak tasvir edilmiş; o dönem yunan bilincinde var olan erkek egemen kültürün tipik dışavurumu. En soldaki sol kolunu bir strigil ile kazıyor, öne dönük diğerinin sol eli belinde. Merkez sağdaki figür (sırtı bize dönük, vücut çizimini çoğu tahrip olmuş) strigil ile kürek kemiklerini kazıyor. Onun solunda ona bakan figür sol eli ile strigil tutuyor, strigilin ucunu sağ işaret parmağının altına doğru uzatmış. En sağdaki, sol elinde bir strigil tutuyor, sağ elini avuç içi yukarı bakacak şekilde kaldırmış, kaynak.


En erken MÖ 6. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilen vazo resimleri üzerinde gördüğümüz strigilislerin o zamanların atletleri, askerleri, hekimleri, eczacıları, kadın ve çocukları tarafından da kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu temizlik kültürünün en ünlü tasviri Büyük İskender’in heykeltıraşı, maden dökümcüsü Lysippus (MÖ 400 yılları) tarafından yapılmış bronzdan yapılma orjinali kayıp “Apoxyomenos - Kendini Temizleyen” isimli heykelidir. Yunan sanatında ilk tam yuvarlak heykel olması nedeniyle devrim niteliğinde bir eser olarak nitelendirilmektedir.



Apoxyomenos Heykeli; MS 1. yüzyıl, Vatikan Müzeleri kopyası, Yunan sanatında 3 boyutlu olarak yapılmış ilk heykel orijinali kayıp, fotoğraftaki kopya Roma'nın Trastevere bölgesindeki bir imparatorluk binasının kazıları sırasında bulunmuş, kaynak.
Apoxyomenos Heykeli; MS 1. yüzyıl, Vatikan Müzeleri kopyası, Yunan sanatında 3 boyutlu olarak yapılmış ilk heykel orijinali kayıp, fotoğraftaki kopya Roma'nın Trastevere bölgesindeki bir imparatorluk binasının kazıları sırasında bulunmuş, kaynak.


Antik Olimpiyat Yarışmalarının Kutsal Ödülü Zeytin Dalı


İlk kez MÖ 776 yılında dönemin Olimpia bölgesinde gerçekleştirilen -tanrılar hiyerarşisin en tepesindeki baş tanrı- Zeus adına düzenlenen şenliklerde ise kutsal zeytin ağacından yapılma çelenkler Zeus tapınağındaki fildişi ve altından yapılma bir masanın üzerinde hazır bekletilirdi. Çelenkler Zeus Tapınağı’nın arka bahçesinde bulunan, Herakles tarafından dikildiğine inanılan ağaçlardan budanan dallar ile yapılırdı. Kutsal kabul edilen yabani zeytin ağaçlarından kesilmiş dallardan yapılan bu taçlar kazanan sporcuların başına takılırdı. Pan Atina Oyunlarındaki zeytinyağı dolu amforaların tersine zeytin dalın ekonomik değeri yoktu ama manevi değeri benzersizdi.



Yunan Atletlerin Yağlı Müsabakaları


Atletler vücutlarını müsabaka öncesi zeytinyağı ile ovarlardı. Bu alışkanlığın nedeni ile ilgili birden fazla görüş ileri sürülmüştür; yarışma boyunca güneş ışınlarından korunmak, kaslarını esnetmek ve ısıtmak, ter ile oluşan su ve elektrolit kaybını azaltmak, parlak bir görüntü oluşturarak seyredenlere estetik açıdan daha hoş görünmek. Sporcunun bedenini yağlaması kültürü günümüz Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde hala yaşıyor, kültürün arkaik geçmişi ise Mısır ve Asur Medeniyetleri kadar eskidir.



Glios ya da Strigmenta; İnsan Kaynaklı İlaç


Müsabaka bittikten sonra atletler ciltlerinde biriken ter, yağ ve toprağı strigilis ile sıyırarak temizlerlerdi. Antik Romalı yazar Yaşlı Plinius'tan öğrendiğimize göre egzersizden ya da müsabakadan sonra ciltten kazınarak toplanan ter, yağ ve kum karışımdan oluşan bulamaç şeklindeki macunumsu vücut atığına "Gloios ya da Glios" denirmiş. Romalıların "Strigmenta" olarak da adlandırdığı bu bulamaç "Kazıntı" anlamına gelmektedir. Romalı Plinus'un deyimiyle bu kazıntı "İnsandan Elde Edilen İlaçlar" dan biridir, Yunan halkları banyodan sonra elde edilen gloiosun cerehati tedavi etmek için daha iyi olduğuna, spor salonundan alınanların ise iltihapla savaşmak için daha uygun olduğuna inanırlarmış. Plinius'tan sonra Dioskorides ve Galen tıbbi amaçla kullanılan benzer bulamaçları ayrıntılı bir şekilde kategorize edecektir.

 

Bulamaç halindeki bu kazıntılar antik çağda birer "güç ve tutku iksiri" olarak küçük şişelerde satılırmış. Antik dünyada, özellikle Kibyra ve Roma gibi gladyatörlerin ve atletlerin "yıldız" olduğu kentlerde, strigmenta sadece bir temizlik artığı değil, aynı zamanda fetişleştirilmiş bir ticari ürün haline dönüşecektir.



Phidias'ın Zeytin yağı İle Parlatılan Zeus Heykeli


O zamanların en büyük heykeltıraşlarından biri olarak gösterilen Phidias (M.Ö. 490-428), Yunan yarımadasının en yüksek dağı olan Olimpos Dağı’nda antik dünyanın yedi harikasından biri sayılan altın ve fildişinden yapılmış on üç metre yüksekliğinde başında zeytin çelenkleri bulunan bir Zeus heykeli yapar. Fildişinden yapılan bu heykel Olympos’un nemli havasında bozulmaması için devamlı zeytinyağı ile ovulur. Heykelin parlaması ve zeytinyağının ortama verdiği koku tapınağa gelen cemaatte ruhani bir duygu oluşturuyor olsa gerek.



Tapınağın ve Evlerin Kandil Yakıtı


Aynı çağda yaşamış olan bir başka heykeltıraş Callimachus, Atina’daki Athena tapınağında bulunan Athena heykelinin aydınlatılması için yakıt olarak zeytinyağının kullanıldığı altından bir kandil yapar. Kandil yılda bir kez zeytinyağı ile doldurulur.


O dönemlerin Atina’sında, her evde kandillerde yakıt olarak ya da dinsel ayinlerde (cenaze) kullanılmak üzere, yılda yaklaşık olarak 90-110 litre zeytinyağı kullanıldığı tahmin ediliyor.

 


Klazomenai Zeytin İşleği; Kaliteli Zeytinyağı Üretiminde İyonya Tekniği


İyonlular M.Ö 1200 yılarında Yunanistan’a akınlar düzenleyen göçmen Dorların önünden kaçarak adalar üzerinden Batı Anadolu’ya göç edip şehir devletler kuran halklardı. MÖ 600 lere doğru o zamanların "Klazomenai" isimli Batı Anadolu kıyı kentinde yaşayan İyon halkları kudukları zeytinyağı işliğinde üretim biçiminde daha önce yapılmamış yenilikler yapacaklardır.


İşliğin özelliği zeytinyağının o dönemde hiçbir işlikte uygulanmayan yeni bir teknolojiyle üretiliyor olmasıydı; kesintisiz yağ ayrıştırma. Zeytinyağı ayrıştırma işleminde "Birleşik Kaplar Esasına Göre Çalışan Üç Gözlü Düzenek" geliştirdikleri ortaya çıkarıldı. Geçmişte "Kesintisiz Yöntemle" yağ üretimini ilk kez onların gerçekleştirdiği anlaşıldı. Yan yana inşa ettikleri kuyularda bekletilen yağ-karasu karışımının çökelme sürecini takip ederek çökeltinin yüzeyinde yüzen "Yağı Çökeltiden Ayrıştırma (taşırma) Yöntemi"ni tarif ettiler.


Klazomenaililer, toplanmış zeytinleri kırmak için "Aynı Mil Etrafında Dönen Taş Silindir"leri ilk kullanan halklardı, zeytinyağı üretiminde kapasiteyi artırmak için ilk kez büyük bir pres ve "bucurgat" (çıkrık), yani bu presi kaldırmaya yarayan alet kullanan da onlardı.


Klazomenai antik kenti Türkiye'nin batı kıyısında, günümüzde İzmir'e (eski çağda Smyrna) bağlı Urla ilçesi'nin, Karantina Adası'nı da içine alan İskele mahallesinde ve civarında açığa çıkarıldı. Deniz aşırı ülkelerde yapılan arkeolojik çalışmalarda, zeytinyağı sevkiyatında kullanmak için Klazomenaililer'in özel olarak ürettiği amphora'lardan çok sayıda bulunması, Klazomenai’nin o zamanlardaki Akdeniz’in önemli zeytinyağı üretim merkezlerinden biri olduğunun kanıtı sayıldı. Bu bulgular tarihin akışı içinde zeytinden yağ elde edilmesinde, İyonya’nın (Anadolu’da bugünkü İzmir ve Aydın illerinin sahillerine verilen ad) hiç değilse teknolojik açıdan önemli katkılarının olduğunu göstermektedir.



Antik Yunan Kozmetiğinin Vazgeçilmezi


Yunan kadınlarının Exaleiptron, Pyxis, Lekythos, Amphoriskos ya da Alabastron adını verdikleri değerli yağlar ve parfümler için tasarlanmış farklı formlardaki özel parfüm kaplarını kullandıkları biliniyor. Örneğin bir lekythos bir ila iki litre zeytinyağlı parfüm alabiliyordu, dar boynu, yağın yavaşça dökülmesini sağlıyordu. Parfüm ve yağ kaplarının üzerinde Satyr (sarhoş tanrı), Eros (aşk tanrısı), Nike (zafer tanrıçası) veya hayvan ve kuş tasviri bulunan figürler bulunurdu. Yunan kadınlarının zeytinyağı içeren kozmetikler için yılda 1.5 litre zeytinyağını vücutlarına ve yüzlerine sürdüğü tahmin ediliyor. Korinth üretimi aryballos ve alabastronlar içinde pazarlanan Yunan parfümü, bütün Akdeniz, Ege, Kara Deniz halkları tarafından bilinen bir ürün haline gelir.


Kırmızı Figürlü Lekythos (Parfüm Kabı); Bowdion Ressamına atfediliyor, MÖ 480-440, Boyut: 26*8,5*8,5 cm, Enine Himation (tunik üzerine giyilen yün bir pelerin) giyen bir kadın tasvir edilmiş. Sağ elindeki aynaya bakıyor ve sol elinde bir kutu taşıyor, kaynak.
Kırmızı Figürlü Lekythos (Parfüm Kabı); Bowdion Ressamına atfediliyor, MÖ 480-440, Boyut: 26*8,5*8,5 cm, Enine Himation (tunik üzerine giyilen yün bir pelerin) giyen bir kadın tasvir edilmiş. Sağ elindeki aynaya bakıyor ve sol elinde bir kutu taşıyor, kaynak.


Homeros'un eserlerinde soylu kadınların seyahatlerinde içinde kokulu yağların bulunduğu bir tür parfüm kabı taşıdığından bahsedilir.


Uzun yolculuklara çıkacak olan yolcular, ayakları yara olmasın diye zeytinyağı taşırlardı.



Yunan Hegemonyasının En Değerli Ticari Malı

 

MÖ 400 yıllarında, Kuzey Yunanistan’da zeytinyağı işleme tesislerinin verimliliği, mil etrafında dönen silindir kırma teknesinin kullanılması ile artmaya başlar. Makedonyalı yeni üst sınıflara ait büyük malikânelerinin ortaya çıkışına o dönemlerde nüfusunun artmasıyla öne çıkan İskenderiye ve Antakya gibi büyük kentlerin de varlığı eklenince zeytinyağına olan ihtiyaç daha da artar, buna paralel olarak talebi karşılayabilmek için verimliliği artıran yöntemler giderek yaygınlaşmaya başlayacaktır.

 

MÖ 300’lü yıllarda Yunan etkisinin doruğa ulaştığı Helenistik dönemin yükselen birden çok şehir devletlerindeki varlıklı yurttaşlarının gıda, vücut bakımı ve evlerinin aydınlatılmasında tüketilen zeytinyağı miktarı yaklaşık olarak zengin bir Atinalı ailenin ihtiyaç duyduğu miktara -yaklaşık yılda iki yüz kiloya- ulaşır. Atinalıların yılda kişi başına 25-30 litre yemeklik yağ kullandıkları da düşünülüyor.


Tarihteki ilk yemek kitapları arasında sayılan MÖ 200 yıllarındaki bir şölen sofrasında iki kişi arasında günlerce süren sohbetlerden oluşan- "Deipnosophistai"  adlı kitabın Yunanlı yazarı gastronom Athenaios’un verdiği yemek tarifleri arasında zeytinyağlı sarma da yer alır.



Doğa Felsefecilerinin Esin Kaynağı


Antik Yunan düşünürleri nesnel dünyanın doğa yasalarıyla açıklanabileceğini iddia ediyor, nedeni bilinmeyen ya da anlaşılamayan olgulardaki mekanizmaların tanrısal olduğu düşüncesine şüphe ile yaklaşıyorlardı. Bilim tarihinde "Atom" düşüncesini ilk ortaya atan düşün insanlarıydı, bu düşünce gözlemler sonrası ortaya koydukları mantıksal çıkarımlara dayanıyordu.

 

Dönem filozofları "madde sonsuza kadar bölünebilir mi" sorusundan yola çıkmışlardı. Günlük yaşamda en çok kullanılan yağ, su ve şarap gibi sıvılar devamlı gözlemleniyordu. Yağın suyun üstünde yüzmesi, ışığı kırması, saydamlığı, yanıcılık ve ışık yayma gibi gözleme dayalı özellikleri doğa filozoflarının dikkatini çeken olgulardı. Zeytinyağının bir akışkan olarak su üzerinde yüzmesi, su ile karışmaması ve suyun üzerinde dairesel bir şekilde yayılma eğilimi göstermesi gibi karakteristik özellikleri onun gözleme dayalı akıl yürütme aksiyonunda hatırı sayılır bir role sahip olmasına neden oldu; örneğin zeytinyağının suyun üzerinde oluşturacağı dairenin çapı ancak en küçük bölünemez yapıtaşından meydana gelen bir inceliğe ulaşabildiği kadar olabilirdi.


Thales'in ardılı, dönemin ünlü düşünürü Aristoteles'e göre zeytinyağının bir akışkan olarak natürü açıklanması en zor olgulardan biridir. Meteorologica isimli eserinin 4. bölümünde zeytinyağının kendine özgü karakteristik özelliklerini "içinde hava bulunması" ile açıklar. Ona göre zeytinyağı içerdiği hava nedeniyle daha hafif ve daha ince bir yapıya sahipti. Zeytinyağının ışığı taşıma (kandillerde kullanımı) ve su ile karışmama niteliklerini açıklamaya çalışır. Üstadın zeytinyağına ilişkin akıl yürüterek ulaştığı yargılar -modern kimya açısından gerçek olmasa da- mikroskobun olmadığı bir çağda akıl yürütme ile gerçeğe ulaşma çabasının tipik örneklerini içerir.

 

MÖ 6. yüzyıla gelindiğinde zeytinyağı üretimi Akdeniz havzasında; Trablusgarp, Tunus ve Sicilya’da, oradan da İtalya’nın kuzeyine doğru yayılmaya başlayacak Roma İmparatorluğunun da en önemli ekonomik ticari metasına dönüşecektir.

 

 

Kaynakça:

 

1. Antik Çağda Batı Anadolu’da Zeytin ve Zeytincilik; Gülhan Mumkaya, Yüksek Lisans Tezi, Tez Danışmanı: Prof. Dr. Özdemir Koçak, Konya, 2012.

 

2. Zeytinin Akdeniz’deki Yolculuğu; Konferans Bildirileri, Dr. Alp Yücel Kaya, Ertekin Akpınar, 2016.

 

3. Dünya Zeytin Ansiklopedisi; Uluslararası Zeytin Konseyi; Fausso Luchetti, 1997.

 

4. Zeytinyağı Üretim Tekniklerinin Tarihsel Gelişimi ve Birbirleriyle Karşılaştırılması, Taner Gülal, Yüksek Lisans Tezi, Uludağ Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Gıda Mühendisliği Anabilim Dalı, 2015.

 

 

 

7. Pharmaceutical Purpose of the Strigilis in Antiquity Data and Evidence, Danış Baykan, CollAn IX, Yıl 2010, Sayı: 9, 141 - 152, 01.06.2010.

 

 

9. Antik Yunan Dünyasında Parfüm ve Parfüm Kapları; Doç. Dr. Cenker Atila, Antik Çağ'dan Günümüze Parfüm, Myrina Yayınları, 2021.

 

 

11. Karadoğan, Umut C., Geçmişten Geleceğe Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Berikan Yay., Ankara, 2020.

 

 

 


 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page