Zeytinyağı Kültürü Geçmişi VI - Tekstil Üretimi
- Uğur Saraçoğlu

- 21 Şub
- 3 dakikada okunur

Zeytinyağı gibi bitkisel bazlı yağların kumaş parlaklığını artırmak, yumuşatmak ve rengini korumak amacıyla kullanımı özellikle Akdeniz bölgesinde olmak üzere antik medeniyetlere kadar uzanır. Bilinen en eski arkeolojik ve belgelenmiş kanıtlar eski Mısır ve Mezopotamya kökenlidir. Yağ bazlı çözücülerin kullanımını ayrıntılı olarak açıklayan doğrudan arkeolojik kanıtlar sınırlı olsa da, özellikle keten kumaşın işlenmesinde yağ kullanıldığı anlaşılmıştır.
Mezopotamya (MÖ 3000)
Sümerler özellikle yünlü giysiler olmak üzere tekstil ürünlerini su geçirmez hale getirmek ve korumak için bitkisel yağlar kullanmışlar.
Döneme ait çivi yazılı tabletler, tekstil bakımı ve korunmasında muhtemelen zeytin veya susam kaynaklı bitkisel yağların kullanımından bahsedilir.
Eski Mısır (MÖ 2500)
Keten, eski Mısırlılar tarafından kullanılan birincil kumaştı ve tarihi kayıtlar, ketenlerini parlaklığını artırmak için zeytinyağı ve hint yağı gibi yağlarla işlediklerini gösteriyor.
Rekhmire (MÖ 15. yüzyıl civarı) ve "İki Ülkenin Dokumacılarının Başı" Nefererenpet isimli dokuma denetcisinin mezarında bulunan duvar resimleri, yağ ve mumla yapılan işlemler de dahil olmak üzere tekstil üretim sürecinin ayrıntılı tasvirlerini içerir.
Mısır mumyaları, genellikle yağ ve reçinelerle işlenen ketene sarılıyordu.
Eski Mısır tıbbi metni olan Ebers Papirüsü (MÖ 1550 civarı), yumuşaklık ve parlaklığın korunmasındaki rolleri de dahil olmak üzere tekstil işlemlerinde yağların kullanımına dair referanslar içerir.
Asur İmparatorluğu (MÖ 2000 - 600)
Sümer’lerden sonra yükselen Asur Medeniyetinin Orta Asur Krallığı'nda (M.Ö. 1400- 900), kralın hazinesinde saklanan yün, kumaş ve giysilerin işlenmesinden sorumlu özel katipler görevlendirilmişti. MÖ 9.-7. yüzyılları arasında zeytinyağı üretimi, eski İsrail'de büyük bir üretim endüstrisi haline gelmiştir. Yağın tekstil işleme sırasında yeni dokunmuş kumaşı (yün) temizlemek ve kalınlaştırmak, dokumayı kolaylaştırmak ve tezgahtaki iplikleri (muhtemelen keten) yağlamak için kullanıldığı biliniyor.
Arkeolojik bulgulardan elde edilen veriler Demir Çağı yağ presi tesislerinin zeytin hasadı bittikten sonra kumaş dokumak için kullanılmış olabileceğini düşündürüyor. Boyama işleminin de aynı mekanda gerçekleşmiş olması muhtemeldir. Bulgular eğirme işleminden sonra yün veya keten ipliklerinin zeytin kırma havuzunda ve diğer sığ havuzda işlendiğini veya yıkandığını işaret ediyor. İkincisinde boyama işlemi de yapılabiliyordu.
Antik Yunan ve Roma (MÖ 500 civarı - MS 100)
Roma'da, Yaşlı Plinius (MS 1. yüzyıl), Naturalis Historia adlı eserinde tekstil ürünlerinin kalitesini korumak için zeytinyağının kullanımından bahsetmiştir.
Roma togaları ve diğer giysiler, bazen görünümlerini iyileştirmek ve aşınmayı azaltmak için zeytinyağı veya lanolin (hayvan yününden elde edilen yağ) ile işlenirdi. Toga genellikle bol uzun bir gömlek üzerine yaklaşık altı metre uzunluğundaki bir kumaşın vücuda belirli bir yöntemle sarılmasıyla kuşanılan Antik Roma'nın en karakteristik yün giysisiydi. İçine giyilen gömlekte genellikle ketenden yapılırdı. Genellikle erkekler tarafından giyilen togayı Roma yurttaşı olmayanların giymesi yasaktı.
1700’lerin ikinci yarısından başlayarak, sıcağa ve ışığa bilerek maruz bırakılarak bozulmaya bırakılan zeytinyağı (çok yüksek asitli yağa dönüşür), boya sanayinde kullanılmaya başlar. O yıllarda zeytinyağı Osmanlı İmparatorluğu’nun Fransız tüccarlar aracılığı ile Avrupa’ya gerçekleştirdiği önemli bir ihraç ürünüdür. Boya üreticileri, zeytinyağını -Osmanlı dünyasından ithal edildiği açık olan bir teknolojiyle- Türk Kırmızısı ya da Edirne Kırmızısı [kök boya] denilen boyanın yapımında kullanmaya başlarlar. Rengin ham maddesi Rubia bitkisinin köküdür, boyama işlemi zahmetli ve uzundur; kumaşların yüksek asitli zeytinyağı, koyun gübresi ve diğer içeriklerle küllü suda birden fazla kez yıkanmasını gerektiren kırk saati bulan karmaşık bir süreçtir. 1700’lerde, Avrupa’nın farklı ülkelerinde üretilen ve Osmanlı topraklarına ihraç edilen, taklit ‘Tunus Bonesi’ (Fes) için kullanılan yünün işlenmesinde de zeytinyağı kullanımı devam eder. Yüzyılın sonunda, bu pazarın giderek küçülmesinden sonra, feslere benzer boneler ortaya çıkar ve güney Fransa’da işçiler arasında popüler olur.
Mağrip
Berberi kültüründe zeytinyağı Eyer Bezi yapımında kullanılan keçe üretiminde kullanılırdı.
Çin ve Hindistan (MÖ 1000 civarı - MÖ 500 civarı)
Erken Çin ipek üretiminde, Tung Yağı (tung ağacının tohumlarından elde edilen soluk sarı, keskin kokulu yağ) ve bitkisel mumlar gibi yağlar, bazen ipeğin parlaklığını korumak için ipeğe uygulanırdı. Tung yağı aynı zeytinyağı gibi geçmişin Doğu insanlarının aydınlatma yakıtıydı.
Antik Hindistan'da, Ayurveda metinleri, özellikle kumaşların boyanması ve yumuşatılmasında olmak üzere, tekstil bakımı için bitki bazlı yağların kullanımını anlatır.
Kaynakça:
6. Zeytinin Akdeniz’deki Yolculuğu; Konferans Bildirileri, Dr. Alp Yücel Kaya, Ertekin Akpınar, 2016.

Yorumlar