top of page

Zeytinyağı Kültürü Geçmişi IV - Aydınlatma Yakıtı

  • Yazarın fotoğrafı: Uğur Saraçoğlu
    Uğur Saraçoğlu
  • 21 Şub
  • 5 dakikada okunur
Fotoğraf; Amir Qawsun için yapılmış Mısır yapımı emaye cam cami lambası, yaklaşık 1329–1335, Boyutlar; yükseklik: 35,9 cm), çap 25,6 cm saplı çap 26,2 cm, yazıt da Memlük dönemine özgü sülüs yazısı (dönemim Arapça süslü yazısı) mevcut, kaynak.
Fotoğraf; Amir Qawsun için yapılmış Mısır yapımı emaye cam cami lambası, yaklaşık 1329–1335, Boyutlar; yükseklik: 35,9 cm), çap 25,6 cm saplı çap 26,2 cm, yazıt da Memlük dönemine özgü sülüs yazısı (dönemim Arapça süslü yazısı) mevcut, kaynak.


Zeytinyağı Alevinin Karakteri


Zeytinyağı yandığında beyazımsı/parlak bir alev oluşturması, yanmamış karbon molekülü içerdiği için az is çıkarması ve etrafa rahatsız edici bir koku yaymadığı için çağlar boyunca lamba yakıtı işlevi gördü. Temiz ve düzenli bir şekilde yanardı. Yüksek sıcaklıkta tam yanma sağladığında aydınlatma verimi yüksekti. Az is çıkarması kapalı mekanlarda hava kalitesi, sağlık ve temizlik açısından önemli bir avantajdı.


Zeytinyağının alev alması için yüksek sıcaklık gerekir, bu onu daha güvenli bir yakıt seçeneği yapmıştı; depolama ve kullanımın sırasında kaza sonucu yangına neden olma riski düşüktü. Fitilli kandillerde kullanım için ideal bir kıvama sahipti, çok akışkan ya da çok yoğun değildi bundan dolayı fitili dengeli bir şekilde besleyip sürekli ve değişmeyen bir alev sağlıyordu.



Tapınak Aydınlatması


Zeytin tarımının çok yaygın olmadığı tarih döneminde aydınlatma amaçlı kullanımı gerçekte pahalı ve lüks bir seçenekti, ancak tapınaklarda ve soylu elit sınıfın yaşam alanlarında kullanılabilen bir aydınlatma yakıtıydı. Zeytin tarımının yaygınlaşması ve yağ üretim tekniklerinin gelişmesiyle zamanla toplumun orta sınıf katmanının da ulaşabildiği bir yakıta dönüştü.


Kadim zamanların inançlarında ve tek tanrılı dinlerde “saf” ve “temiz” bir yakıt olarak kabul ediliyordu. Tapınakların, havraların, kiliselerin ve camilerin kutsal yakıtıydı.


Kadim Mısır’da güneş tanrısı Ra için inşa edilen tapınaklarda aydınlatma amacıyla en iyi kalite zeytinyağının kullanıldığı belgelenmiş. II. Ramses Dönemi’ne (MÖ 1191-1178) ulaşıldığında kentsel yerleşimlerin çevresinde yetiştirilen zeytinliklerde sarayın aydınlatılmasında kullanılan yağın üretildiği bilgisine yer verilmiş.


Ünlü rahip kral Davut tapınakları aydınlatmakta kullanılan altı kollu şamdanlarda yakıt işlevi gören zeytinyağını üretmek için zeytinlikler kurmuş ve zeytin depoları için bekçiler görevlendirmiş. Ehliyetli bir yönetici ve müzisyen olan (lir çalarmış) Davud Kudüs’ü başşehir yapmak suretiyle iktidarını merkezileştirir. MÖ 970-930 arası krallığı ondan devralan oğlu Süleyman, Kudüs’te yaptırdığı ünlü tapınağın kapılarını ve üzerindeki heykelcikleri zeytin ağacından oydurmuştur.



Tapınaklardan Evlere


Roma Dönemine gelindiğinde zeytin ve zeytinyağı üretimi artmış, yağ toplumun daha alt sınıflarının da kullanabildiği bir aydınlatma yakıtına dönüşmüştü.


Yağın temiz yanması, kandil veya lambanın tasarımına da bağlıydı. Antik Roma alt sınıflarının seramik ya da kilden, üst sınıfların ise bronzdan yapılmış süslü “Lucerna”ları (lamba; antik çağın ampülü), fitilin yanma hızını ve hava akışını kontrol edecek tarzda tasarlanırdı. En az isli yanmayı sağlamak için fitilin doğru kalınlıkta ve konumda olması önemliydi.


Roma İmparatorluğunda zeytinyağının yakıt olarak kullanıldığı kandiller sadece bir aydınlatma aracı değil, üzerindeki yazı ve figürler aracılığı ile sahibinin niteliklerini ve sosyal sınıfını da betimleyen dekoratif objelerdi. Form ve stiller, döneme ve bölgeye göre büyük farklılık gösterirdi, bu çeşitlilik kandili arkeologlar için önemli bir tarihleme ve kültürel ilişki kurma aracına dönüştürmüştür. Arkeologlar için mühendislik ve sanatın birleştiği basit ama değerli bir objedir. Kazı çalışmalarında bulundukları katman, üzerindeki semboller ve yapım tekniği, o dönem toplumunun ticaret yolları, zanaatkarlarının ustalık seviyesi, dini inançları ve günlük yaşam alışkanlıkları hakkında önemli ve doğru bilgiler içerir.




Fotoğraf; Antik Kandil, diskus kısmında (içinde zeytinyağı olan kısım) iki kadın gladyatör figürü, Demeter Kutsal Alanı, M.S. 2. yüzyıl, Knidos Antik Kenti, Muğla.
Fotoğraf; Antik Kandil, diskus kısmında (içinde zeytinyağı olan kısım) iki kadın gladyatör figürü, Demeter Kutsal Alanı, M.S. 2. yüzyıl, Knidos Antik Kenti, Muğla.


Hristiyan kiliselerinde aydınlatma ve kutsama için kullanılan yakıt zeytinyağıydı.



İslam Coğrafyasın Kandil Kültürü


Yağın Kutsallığı


Kadim Berberi (Mağrip) kültüründe yaşlı zeytin ağacı gövdesi oyuğunda antik kandillerin şeklini anımsatan yeşil sırlı kandil yakma geleneği vardı. Ayrıca türbe gibi kutsal olduğuna inanılan kişilerin anıt mezarları sürekli olarak kandil ile aydınlatılırdı. Kutsal bir ritüel nesnesi olan bu kandillere "Marabut Kandili" adı verilirdi, lamba mezarın içine ya da girişindeki duvarın girintisine (niş) yerleştirilirdi. Kur'an-ı Kerim'in "Nur Ayeti" incelendiğinde bu geleneğin ilahi dayanağı ve uygulanış biçimi anlaşılacaktır.


“Allah göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde...". Nur Suresi 35. Ayet.

Dönem insanın bilincinde zeytinyağından yayılan ışık mezardaki kişinin (marabut) ölümden sonra bile manevi varlığının ve bereketinin devam ettiğinin göstergesidir. Türbeye marabuttan şefaat ve yardım istemeye gelen ziyaretçiler bir adak ve niyet eylemi olarak zeytinyağı getirirler ve kandil yakarlar. İslam öncesi yerel kültür ile ardından gelen Hristiyan inancı ve en sonunda egemen olan İslam düşüncesi Berberi toplumlar tarafından harmanlanmış görünüyor.


Kandildeki ışığın cinleri (doğaüstü varlıklar) evden kovduğuna inanılır, aşure (L’assour, Achoura) bayramlarında evde yağ lambaları yakılırdı.


Kuzey Afrika halklarında cami ve mabetlerin kandillerini hasattan sonra ilk elde edilen yeni yağla doldurmak geleneği vardı. Gelenek kadim zamanlardan kalan hayvansal olmayan sunu ayinlerini hatırlatır, zeytin tarımı yapan halkın yağ üretimindeki bereketi koruma bilinciyle bu geleneği yaşama geçirdiği düşünülüyor.


Kuzey Afrika kıyılarındaki zeytin tarımı yapılan coğrafyadaki yerleşimlerde bulunan kandillerin, sokak lambalarının ve şamdanların bolluğu ve çeşitliliği, Roma dönemlerinde yağın ne kadar önemli olduğunun göstergesi olarak kabul ediliyor. Bölgede birçok Berberi yağ lambası türü olduğu bulundu; fitili yağla yıkanmış basit bir tabak formu ile taştan, seramikten ya da metalden üretilmiş bir çok tasarım mevcuttur.


Gaz lambaları kullanıma girene kadar, zeytinyağının topraktan altına kadar değişkenlik gösteren farklı maddelerden yapılmış yağdanlıklarda aydınlatma yakıtı olarak kullanımı devam eder.


Cam Kandillerin Yaygınlaşması


Zeytinyağı Mekke’deki Mescid-i Haram’ın aydınlatılmasında kullanılmıştır. Özellikle Memlük dönemi Mısır veya Suriye’sinde çok sayıda emaye (cam benzeri kaplama malzemesi) süslemeli cam cami lambaları üretilmiştir. Sipariş üzerine yapılmış ve Memlük sultanları tarafından Kahire camilerine hediye olarak sunulmuştur. İslam Sanatları Müzesinin cami lambalarının en ünlüsü, bal rengi camdan yapılmıştı.


Müzelerde başlarda Orta Çağ Suriye’sinde imal edilen, ama çok geçmeden Venedik’in Murano Adası’ndaki atölyelerde başarılı taklitleri üretilen, çok sayıda zarif işlemeli cam kandiller bulunur. 1579 yılında öldürülen Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’nın, Venedik’e camiler için dokuz yüz kandil sipariş ettiği, imalatçıların onun nasıl bir kandil tasarladığını anlayabilmeleri için model çizimler bile gönderdiği biliniyor.


Liman fenerlerinin aydınlatmasında da zeytinyağı kullanılmıştır.



Kandil Teknolojisi ve Sanayi Devrimi


1780 yılında Cenevre’li kimyager Aimé Argand kendi ismi ile anılan "Argand Lambası"nı icat eder, lambada yakıt olarak hayvansal ya da bitkisel yağlar kullanılır, bir tür yağ lambasıdır. Kandil lambalarından farkı onlardan daha parlak ışık yayması ve fitilinin eski kandillere göre daha uzun ömürlü olmasıdır.


1800'lü yıllarda Fransız kimyacı Michel-Eugène Chevreul'un çağdaş mum yapımının temel kimyasını tarif etmesi -mumun tarihsel geçmişi antik Mısır Medeniyetine kadar gider- mum kullanımını yaygınlaştıracaktır.


Polonyalı eczacı ve kimyager Ignacy Łukasiewicz’nin 1853 yılında ilk güvenli ve verimli bir gazyağı lambasını geliştirir. Yakıt olarak damıtma yoluyla elde ettiği rafine edilmiş gazyağını (kerosen) kullanmıştır.


Lamba yakıtı olarak petrol ürünlerinin kullanımı yaygınlaşmaya başlar, zeytinyağı aydınlatma yakıtı olarak tarih sahnesinden çekilir.



Kaynakça:





4. Antikçağ'da Batı Anadolu'da Deviz Ticareti ve Limanlar, Doktora Tezi, Hüsniye Esra Tufanoğlu, T.C. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2017.





8. Antik çağda aydınlatma araçları ve Perge pişmiş toprak kandilleri, Şebnem Sedef Çokay,

Danışman; Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Arkeoloji Ana Bilim Dalı, Klasik Arkeoloji Bilim Dalı, 1996.






 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page